Facebook'ta Başka Bir Kimliğe Bürünmemizin 7 Sebebi

Facebook'ta Başka Bir Kimliğe Bürünmemizin 7 Sebebi
Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen - | Sosyal Medya
YORUM YAZ

Kimse bu başlığa itiraz etmesin. Biliyorum çok kişi alınacak. Ancak bu bir gerçek. Artık iğneyi kendimize batırmanın zamanı geldi. Hepimiz sosyal ağlarda çevrimiçi olduğumuzda bambaşka bir insan oluyoruz. Bunu neden yaptığımızı bilmiyor, ancak bir şekilde içgüdüsel olarak olduğumuzdan farklı olmaya çalışıyoruz. Daha akıllı, biraz daha ilgili, biraz daha komik, zeki, farkında, ilgili, sevgi dolu, hayvan sever, aşık, her şeyi bilen insan şablonlarına bürünebiliyoruz. Psikologlar bu dönüşümü değerlendirerek çeşitli sonuçlara vardı. Özellikle Facebook kullanıcıları temel alınarak yapılan araştırma, 7 noktada önemli saptamalar yapıyor. 

İzlendiğimizi biliyor olmanın getirdiği yapmacık davranışlar

Çok basit bir örneği var. Hepimiz medyada BBG (Biri Bizi Gözetliyor) evresine şahit olduk. BBG’nin aslında çevrimiçi sosyal ağlardan bir farkı yoktu. Orada ekranda gördüğümüz her yarışmacıyı tribünlere oynamakla yargıladık. 'Kameralar var yalan yapıyor, bizi ajite ediyor' dedik. Facebook için de aynı durum geçerli. Kendi isteğimizle oradayız, ancak kendi irademizle hareket etmiyor, izlendiğimizi bildiğimiz için farklı davranıyoruz. Birincisi hepimiz sosyal ağ çevremizde en süper arkadaş kendimizmiş gibi davranmaya gayret ediyoruz. Herkes tarafından kabullenilmek ve beğeni almak gibi bir hedefimiz var. Ama ne acıdır ki tüm sosyal ağ bunun peşinde, milyonlarca insan bunu istiyor. Bu yüzden bizi tatmin edecek en ufak geri dönüşe bile açız. 

İnsanların bizi nasıl algılaması gerektiğine yine biz karar veriyoruz

Çünkü tribünlere oynamak durumundayız. Eleştiriye açık hiçbir içeriği paylaşmıyoruz. Peki, ne paylaşıyoruz? Çünkü gerçek hayatımızı paylaşamayız, birçok inişler çıkışlar sıkıntılar ve engellerle dolu. Üstelik insanların hızla bizden uzaklaşmasına sebep olacağı endişesi de taşıyoruz. Bunun yerine mutlu selfiler, güzel yemek masaları, beğendiğimiz arabalar, beğendiğimiz haberler, eğer biraz cesursak, çevremizin de aynı ideolojiden olduğuna eminsek politik makale ve karikatürler paylaşabiliyoruz. Bunu yaparken bile bir üst seviyede düşünerek ince eleyip sık dokuyoruz ve gerçek yaşantımızdan ipuçları vermiyoruz. Evet, arada bir isyankar olduğumuz görülebiliyor. Ancak bunu da son derece usturuplu yapmaya gayret ediyoruz. Kendi kişiliğimizle ilgili ipuçlarını, kendimizin seçebiliyor olmasına olanak tanıyan sosyal ağlar kendimizi iyi ve öz güvende hissetmemizi sağlıyorlar. İşin özü aslında bundan ibaret. 

Abartmanın sınırı yok, bu yüzden rahatız

Araştırmayı yöneten psikologlar, kendimizi iyi hissetmek adına çevrimiçi paylaşımlarımızı abarttığımızı da saptamışlar. Bu noktada tamamen otokontrolümüzü kaybedebiliyor ve abartabiliyoruz. Küfür etmek, hakaret etmek, günlük yaşamımızda sinirlenmediğimiz kadar sinirlenmek ve hızla yargılayarak infaz etmek buna dahil. Eleştiri dengesini yapıcı tutamıyoruz. Kesin, net ve yok edici yaklaşımlar sergiliyor "en radikal" bizmişiz gibi yapmayı seviyoruz. Sert çıkışlarla insanları yıldırmayı tercih ediyoruz, özellikle karşımızdakiler bir şeyleri bizden daha iyi biliyor ya da bunu iddia ediyorlarsa.

Kendimizi tanımlayamıyoruz

Başkalarının gönderileri kendi hayatımızı değerlendirmekten bizi alıkoyabiliyor. O kadar çok paylaşım okuyoruz ki, kendi hayatımızı bunlara adapte etmeye çalışarak gerçek "amacımızın" ne olduğunu unutabiliyoruz. Bu durum çok ilgi gören, yorum toplayan her hangi bir iletiye dahil olma dürtüsü ile ortaya çıkan bir davranış bozukluğu. Bu kalabalığın dışında, konuyla ilgili bir şey söyleyemeyen insan olmak istemiyoruz. Mutlaka bir fikir ortaya sürmek, bir şekilde orada kendimizi göstermek istiyoruz. O paylaşım her ne kadar bizi bağlamayan, gerçek hayatta hiç ilgilenmeyeceğimiz bir şey olsa da, bunu sosyal ağlarda böyle değerlendirmiyoruz. Sosyal ağ farkındalığımızı artırmak için bilgimiz olmayan, ya da ilgilenmediğimiz konularda ahkam keserek gerçek benliğimizden ve amaçlarımızdan sapabiliyoruz. 

Zayıf bağlantıların fikirlerine önem vermiyoruz

Sosyal ağlarda kategorize ettiğimiz bağlantılarımız da mevcut. Bu bağlantıları sınıflandırıyor ve zayıf ilişki olarak adlandırdıklarımızı ötekileştiriyoruz. Bir nevi sınıf ayrımcılığı yapıyor ve zayıf bağlantıları önemsemiyoruz. Peki, bu bağlantıları önemsemiyorsak neden arkadaş listemizdeler? Çünkü onlar orada arkadaş sayımızın ne kadar yüksek olduğunu göstermek adına sadece sayısal bir değere sahipler. Fikirleri doğru da olsa popülist yaklaşımımızı devam ettirerek, daha sağlam bildiğimiz bağlantıların fikirlerine değer veriyor ve destekliyoruz. Bu noktada yine kendimizle çakışıyor, sadece sosyal medyadaki yerimizi kaybetmemek için seçimler yapıyoruz. Popüler arkadaşlarımıza destek vermek, zayıf halkaları kaybetmek anlamına gelse de diğer taraftan prim yaptığımız gerçeği bizi rahatlatıyor.

Nefret etmenin dayanılmaz hafifliği

Çevrimiçi nefret etme katsayımız gerçek hayattan daha yüksek. O kadar önyargılı hareket edebiliyoruz ki, buna gerçek hayatta izin vermemiz kendimizce mümkün değil. Bu yüzden kişiliğimizin temeli olması gereken empati ve toleransımızı sosyal ağlarda bir yere kaldırıyor, onlar olmadan devam edebiliyoruz. Gerçek hayatta tanımadığımız, sadece sosyal ağlardan paylaşımları ile anlamaya çalıştığımız insanlarla anlaşmamayı seçebiliyoruz. Küçük bir fikir ayrılığında bile satırlar dolusu nefret yağdırabiliyoruz.  Çünkü onların ne kadar kırabileceği hakkında en ufak bir fikrimiz olmuyor, umursamıyoruz. 

Çünkü tek yapmak istediğimiz şey insanları etkilemek

Bu paragraf, acı gerçeklerin paragrafı. Psikologlar standart, rutin, sıkıntılarla dolu hayatımızı makyajlayarak pazarlayabileceğimiz tek yerin çevrimiçi sosyal ağlar olduğunu söylüyor. Dijital yalnızlığımızı daha da derinleştiren bir olgu bu. Çünkü kendimizi bambaşka tanıttığımız insanların çoğunu gerçek hayatta görmemeyi seçme şansımız var. Şanstan ziyade bunu tercih ediyoruz. İnsanları etkileyerek egomuzu cilalayabileceğimiz tek yer sosyal ağlar, gerçek hayat değil. Bu da bizi sosyal ağlara bağımlı, ancak gerçek hayatta yalnız bir insan haline getiriyor. 

‘Facebook Hesaplarını Hemen Kapatın’ Uyarısı

2015 Yılında Facebook’u Terk Etmek İçin 6 Geçerli Sebep

Bu 9 Facebook Kullanıcı Tipinden Hangisi Sensin?

YORUMLAR