Facebook’da Like Butonu ve Kediler Psikolojimizi Nasıl Belirliyorlar?

Facebook’da Like Butonu ve Kediler Psikolojimizi Nasıl Belirliyorlar?
Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen - | Sosyal Medya
YORUM YAZ

Psikologlar yaptıkları araştırmaları sosyal ağlar üzerine yoğunlaştırdıkça ortaya ilginç sonuçlar çıkıyor. Özellikle milyarların kullandığı Facebook, sosyal ve psikolojik araştırmaların temelini oluşturuyor. Birçok farklı alanda yapılan araştırmaların her bir kendi başına birer tez konusu olabilir. 

Yeni yapılan bir araştırma Facebook üzerinde yorum yapmak ve beğeni paylaşmak ile ilgili. Ortaya ilginç ve önemli bulgular çıkarıyor. En önemlisi Facebook üzerinde yorum yapıp “like” atmanın beynimizin mutluluk bölgesini tetiklediği. Evet, bunu yaparken en az bir paket çikolata yemiş kadar mutlu olabiliyormuşuz. Beğeni atmasak bile Facebook’ta gezinmek bile buna yeterli olabiliyormuş. Üstelik bu aynı zamanda bir bağımlılıkta yaratabiliyormuş.

"Like" butonunun gizli dünyası

Araştırmacılar, Facebook gönderilerinin altına beğeni atmanın, değer verdiğimiz insanlara onlara hala ne kadar değer verdiğimizi ifade etmekle alakalı bir durummuş.  Bunu yapıyor olmak “bak ben senin ilgilendiğin her şeyle ilgileniyorum aslında” mesajını göndermekten ibaretmiş.

Facebook kullanıcılarının yüzde 44’ü mutlaka "beğeni" butonunu kullanıyormuş. Bunu da mutlaka her gün yüzde 29’luk bir oranda yapıyorlarmış.

Araştırmacılar Facebook üzerinde bir kullanıcı kendi ile ilgili bir şey paylaşmasa bile, arkadaşlarının gönderilerine attığı “beğeni” ile karakterini ortaya koyabiliyormuş. Bu karakter analizi, kadın ve erkeklerde yüzde 93, eşcinsellerde ise yüzde 88 oranında doğru olarak saptanabiliyormuş.

İnsanlar birbirlerinden uzakta, birbirlerine empati gösterebilmek ve farkındalık yaratmak için de yorum ve beğeni seçeneklerini mutlaka kullanıyorlarmış. Sosyal ağda ne kadar fazla vakit geçirilirse bu duygudaşlığın da o kadar arttığına inanılıyormuş. 

Geri dönüş beklemenin heyecanı

Sadece empati kurmak değilmiş amaç. Bir beğeni ya da yorum yapıldığında "geri dönüş" beklentisinin de bununla önemli bir bağlantısı varmış. Mesela; kullanıcılar beğendikleri markalar hakkında yüzde 49, spor karşılama sonuçları ile ilgili yüzde 40, hayat stili paylaşımları hakkında da yüzde 55 geri dönüş bekliyorlarmış. Bu beklentiler ise yüzde 68 oranında gerçekleşebiliyormuş. Böylelikle sosyal ağ duygudaşlığı kuruluyor ve kullanıcılar birbirine “aslında ben de senin gibi düşünüyorum – yaşıyorum” mesajları veriyorlarmış bir nevi. 

Yorum yapmak beğeni göndermekten daha farklı

1.200 Facebook kullanıcısı üzerinde yapılan bir araştırma, yorum yapmakla ilgili olarak “beğeni” paylaşmaktan daha farklı sonuçlar ortaya koymuş. Bu sonuç kullanıcıların “beğeni” paylaşmaktansa, yorum yapmayı tercih ettiklerini yüzde 70 oranında doğruluyormuş. Yorum yapmak, belli bir konu, düşünce ve aktiviteyle ilgili olarak bireysel düşüncelerimizi daha detaylı paylaşmak anlamına geliyormuş. Bu sayede hem durumu renklendirebiliyor hem de beğeni atmaktan daha çok öne çıkabiliyormuşuz. Yani bir nevi “bak ben de şöyle düşünüyorum” tadında sanal bir diyalog olarak tarif edilebilir.

Yorum yazan kullanıcılar hem farklılıklarını, hem duruma olan desteklerini, hem de “bakın ben de buradayım ve söyleyeceklerim var”  ihtiyacını tatmin edebilmek için bunu yapıyorlarmış. Ancak yorumlar bazı durumlarda şiddet, kavga, saldırganlık, itiraz gibi farklı durumlar için de kullanılıyormuş. Yorum yapmak, beğeni göndermekten daha fazla beklentiye yol açıyormuş ve sonunda daha çok hayal kırıklığı da yaşanabilen bir durummuş. 

Durum güncellemesi farklı mesajlar içerebiliyor

Facebook kullanıcılarının yüzde 10’u her gün, yüzde 4’ü kafalarına ve ruh durumlarına göre gün içinde belli periyotlarda “durum güncellemesi” yapıyormuş. Kullanıcıların yüzde 25’inin ise hiç durum güncellemesi yapmadığı saptanmış.

Durum güncellemelerinin çoğu genel olarak alt metninde yalnızlıkla ilgili mesajların olduğu cümlelerden oluşuyormuş. O kalabalıkta bayağı yalnızmışız yani. Bozuk moral, terk edilmişlik, ve mutsuz bir sosyal hayatı bu durum güncellemelerinde sıklıkla ifade ediyormuşuz.

Kendimize sansür uygulamak

Araştırmalar tüm bu alışkanlıkları sosyal medya üzerinde yaşarken oto-sansür uyguladığımızı da fark etmişler. Yazdığımız yorumları en az bir defa düzeltenlerimizin oranı yüzde 35’ten biraz fazlaymış. Bunun sebebi olarak kendimizi daha iyi ifade etmek, kelime hatası, karşı tarafı üzmemek gösteriliyor.

Ne paylaşıyormuşuz ona da bakalım

Facebook’ta bu alışkanlıklar baz alındığında paylaştıklarımızı da inceleyen psikologlar, yüzde 61 oranında ilginç "şeyler" paylaştığımızı saptamış. Önemli şeyler paylaşanalar ise sadece yüzde 43 oranında kalmışlar. Yüzde 37 paylaşım tamamen kendi hayatımızı empoze etmek üzerine kurgulanıyormuş, yüzde 22’lik bir oran da o anda ne yaptığımızla ilgiliymiş. Kedi ve hayvan resmi ya da haberi paylaşanlar ise yüzde 30’lara kadar ulaşabiliyormuş. Bunu yapmanın en önemli sebebi de sadece kedi seviyor olmak değilmiş. "Ana akım" sosyal medyayı takip etmenin getridiği bir zorunlulukmuş. Facebook kullanıcılarının yüzde 80'i haftada mutlaka en az 3 kedi resmi paylaşıyormuş. Belli ki, Facebook’ta kediler kazanıyormuş, yalnızlar hep kaybediyormuş.

Facebook Beğenileriniz Kişiliğinizi Yansıtıyor

Yeni Ayrılanlar için Facebook Tavsiyeleri

Facebook Hayatımızı Karartıyor Ama Farkında Değiliz

YORUMLAR