Hafta Sonu Özel: Editörlerimiz Sizler İçin Neler Seçti? - Bölüm 13

Hafta Sonu Özel serimize 13. bölümle birlikte son veriyoruz ancak bu hafta da önerilerimizi unutmadık tabii ki!

Dizi ve filmleri kaçırmayın

Yiğit Ekim Demir

V for Vendetta

Gerçi takipçilerimizin neredeyse tümünün bu kült filmi izlediğini düşünüyorum ancak olur ya kaçırmış olanlar için yine de bahsetmeye değer buluyorum. Guy Fawkes adlı İngiliz bir isyankardan esinlenen V adlı hayali karakterin, baskıcı bir alternatif gelecekte geçen İngiltere'de gerçekleştirdiği devrimi konu alan film, hem kaliteli diyalogları hem de aksiyon dolu yapısıyla ve derinliğiyle ilgiyi hak ediyor.

Eğer distopya hikayelerinden hoşlanıyor, ince düşünülmüş diyaloglar ve tarihsel referanslardan da hoşlanıyorsanız kesinlikle izlemeden geçmeyin.

Alper Çetiner

The Running Man (1987)

Tüm dünya Hunger Games film serisi için kendini parçalıyor olabilir, ancak iCloud ünlüsü JLaw'un oynadığı filmlerin çok öncesinde bir Running Man efsanesi vardı. Arnold Schwarzenegger'in başrolünde oynadığı bu filmde Ben Richards isimli bir asker açlık yüzünden sokaklarda eyleme çıkan kalabalıkları öldürmeyip üstlerinin emirlerine karşı geliyor. Hapishane'den kaçmayı başarsa da sosyal sınıflara ayrılmış kent yapısında kendisine kaçacak alan bulamayan Richards kısa zaman içerisinde tekrar tutuklanıyor.

Devlet televizyonunda düzenlenen bir yarışmada seçilmiş olan hapishane mahkumları bir ölüm kalım mücadelesine sokuluyor. Running Man isimli bu programı sunan kişi çok geçmeden Richards'ı fark edip şovuna davet etmek isteyecektir. Sonrasında olanlar için size filmi öneriyorum. Bu arada televizyon şovunun program açılışından keyif almanızı umuyorum.

Cenk Barkın Us

Persepolis (2007)

Politik filmlerle hiç aram olmamasıyla birlikte, bu konularda kısıtlı bilgimi de olabildiğince saklamaya çalışırım. Buna rağmen izledikten sonra ciddi anlamda insana "bir şeyler" katabilen filmler denildiğinde aklıma ilk gelen film Persepolis oluyor.

İran'ın İslam Devrimi'ni konu alan, ancak bu kadar ağır bir konuyu dokuz yaşındaki başı dik bir kızın gözünden anlatan filmde duygusal açıdan yıpranıyor, ince detaylarla kendinize gelip gülümsüyorsunuz. Aslında film bir otobiyografi tadında. Biraz araştırdıktan sonra bir çizgi romanın uyarlaması olduğunu öğrenmemle birlikte, bu konulara sanatın nasıl dahil edilebileceğini başarılı bir şekilde gösteren bu filmi izleyin. Nasıl geçtiğini anlamayacağınız bir animasyon filminde en derininize dokunacak konuları bulacaksınız.

Emircan Erdoğan

Schindler’s List (Schindler’in Listesi)

Yönetmen koltuğunda Steven Spielberg’in oturduğu bu muhteşem film bizleri 2. Dünya Savaşı’nın acı dolu ve melankolik atmosferine doğru bir yolculuğa çıkartıyor. Nazi’lerin yahudi soykırımını konu alan filmde, binin üzerinde Polonya yahudisinin hayatını kurtarmayı başaran Alman işadamı Oskar Schindler’in kutsal mücadelesini izliyoruz.

Gözlerinin önünde öldürülen onlarca yahudinin acısıyla bir fabrika kuran ve bundan sonra öldürülecek olan yahudi halkından mümkün olduğunca fazlasını kurtarmak için mücadele eden Schindler, bu yolda hem Alman subaylarıyla arasını iyi tutmaya devam eder hem de planını büyük bir gizlilikle yürütür.

Film biraz uzun (195 dakika). Olay örgüsü her dakikanın içine özenle yedirildiği için dikkatle izlemek gerekiyor. Eğer tarihin karanlık sayfalarını konu alan muhteşem bir dram filmi seyretmek istiyorsanız Schindler’in Listesi’ni beğeneceğinizi düşünüyorum.

Barış Yanık

Çakallarla Dans 3

5 Aralık’ta vizyona giren Çakallar Dans dersinin 3. filmi de güldürmeye devam etti. Açıkcası sanatsal açıdan bakılırsa filmin çok fazla değeri yok bana göre fakat gerek filmdeki oyuncular gerekse de kendine özgü hikaye döngüsü oldukça hoş ve her filminde tekrarlayan sahneler olmasına rağmen güldürebiliyor.

Dizi tadında izlenecek bir seri film olan Çakallarla Dans’ın son filmini de izlenmeye değer diye düşünüyorum. Başlarını beladan bir türlü kurtaraman ekibin macerasını izlerken eğleneceğinize eminim. Birbiri ile bağlı şekilde devam eden film serisi olduğu için 1 ve 2’yi izlemediyseniz ilk olarak onları sonra da 3’ü izlemeniz daha iyi olur.

Elifcan Mehekli

Transcendence

Biliyorsunuz son zamanlarda bilimsel konular üzerinden çekilen filmler çok ilgi görmeye başladı. Interstellar ile de bunun doruk noktasına ulaştığını gördük. Transcendence da yine bir bilimsel gerçeklik üzerinden geliştirilmiş, yapay zeka konusunu ele alan enteresan bir film. Çok fazla spoiler vermeden konusundan bahsedecek olursam; yapay zeka üzerine çalışan bir bilim adamı var ve gelişen olaylar sonucunda bu bilim adamının beyni bir bilgisayara aktarılıyor. Ardından da beklediğiniz ve beklemediğiniz pek çok olay gelişiyor.

Film ile ilgili karmaşık duygular içerisinde olduğumu söylemem gerek. Öncelikle daha bugüne kadar Johnny Depp'in oynadığı ve kötü çıkan bir filme rastlamadım. O yüzden de büyük bir hevesle izlemeye başladım. Fakat filmde çok fazla yanıtsız soru ve bilim dışı gerçeklik var. Elbette bu bir belgesel değil fakat filme gerçek bilimsel verilerle başlayıp sonlara doğru saçmalayınca sizin de kafanızı karıştırıyor. Ama yine de bu filmin gayet heyecanlı ve güzel olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Nitekim tam 2 saat de olsa gözümüzü kırpmadan izledik. O yüzden size de bu deneyimi yaşamanızı öneririm.

Volkan Yılmaz

Behzat Ç. Ankara Yanıyor

Bir Behzat Ç. hayranı olarak sizlere bu hafta Behzat Ç. Ankara Yanıyor filmini tavsiye edeceğim. Behzat Ç dizisinin tam kadro katıldığı filmin konusu ise; içişleri bakanının öldürülmesiyle birlikte ülke karışır ve ülke çapındaki polis baskınları ve şiddetinden dolayı halk ayaklanmıştır. Behzat Ç.’nin açığa alınmasıyla cinayet büroya atanan başkomiser de terfi almak için olayı çözmeye ve durumu kendi lehine çevirmeye çalışmaktadır. Ankara’dan Kıbrıs’a kadar süren kovalamacada tüm ekibin karşısına Ercüment Çözer çıkar ve olaylar gelişir.

Gökhan Abay

The Newsroom (Dizi)

Televizyon dünyasında 3 sezon tutunabilen bu dizi hakkında sayfalarca yazabilirim. İlgi duyduğum ve mesleki açıdan eğitimini aldığım bölümle alakalı olduğundan içerisinde çok önemli detaylar bulunduruyor. Fakat hepsinden bahsedemeyeceğim. İlk olarak başrolde Jeff Daniels’ın olduğunu söyleyeyim. ACN adlı kurgusal bir haber kanalında habercilik adına doğru şeyler yapmayı amaçlayan bir ekibi izliyoruz. Gazetecilik etiği, yeni medya eleştirileri ve daha birçok konudaki tartışmaları yoğun ve detaylı diyaloglarla beğenimize sunan Aaron Sorkin mükemmel bir iş çıkarmış.

Bir haberin arkaplanda nasıl oluşturulduğunu, haberin size ulaşana kadar ne gibi süreçlerden geçtiğini, gazetecilik etiği tartışmalarını merak ediyor ve Aaron Sorkin eserlerine benim gibi hayranlık duyuyorsanız The Newsroom mutlaka izlemeniz gereken diziler arasında yer alıyor.

  1. Hafta Sonu Özel: Editörlerimiz Sizler İçin Neler Seçti? - Bölüm 13
  2. Haftanın en önemli haberleri tek bir yerde
  3. Dizi ve filmleri kaçırmayın
  4. Hafta sonu müzik dinlemeden geçmez
  5. Oyunlardan hoşlananlar bu oyunları kaçırmasınlar

YORUMLAR