İşte En Nefret Ettiğimiz 7 İnternet Buluşu ve Sorumluları

İşte En Nefret Ettiğimiz 7 İnternet Buluşu ve Sorumluları
Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen - | İnternet
YORUM YAZ

İnterneti seviyoruz. Günümüzü onsuz geçirmek gibi bir olasılığı düşünmek bile istemiyoruz. Eskiden o olmadan ne yapıyormuşuz, hatırlamıyoruz bile. Ama internetle olan ilişkimiz bir aşk-nefret ilişkisinden başka bir şey değil aslında. Ne kadar bağlı/bağımlı olsak da bizi çileden çıkaran yönleri de yok değil. Bu gün internete girdiğinizde size saç baş yoldurtan pek çok gündelik "durum", aslında bir zamanlar birileri tarafından keşfedilmiş minik işkencelerden ibaret.

İşte, internette saçlarınızı ağartan 7 nefret edilesi durum ve bizi bu duruma getirdikleri için suçlayabileceğimiz 7 "mucit".

Pop-Up reklam felaketi

Bugün internet kullanıcılarının yüzde 70’i pop-up tabir edilen reklamlardan kurtulmak için türlü çareler arıyor. Yüzde 90’ı bu reklamlarla ilgilenmiyor. Ancak internette reklam verenlerin yüzde 60’ı bu yöntemden vazgeçmiyor. Nasıl karışık bir durum değil mi?

Pop-up reklamlar için Ethan Zuckerman’ı suçlamamamız gerekiyor. İlk pop-up reklamını eleman olarak çalıştığı Tripod.com için yaratan Zuckerman, daha sonra bunun bir kanser gibi yayılabileceğini hiç tahmin etmediğini 2000’li yıların başında yayınladığı bir özür yazısında dile getirmişti. Zuckerman pop-up belasını başımıza sardığı için özür diledi ama bela hala başımızdan gitmiş değil.

Utan Zuckerman, utan. 

"Bilgisayarınızda virüs var" virüsü

1982 yılında bir eşek şakası olarak başlayan bu uyarı, Rich Skrenta tarafından yapıldı. Skrenta bu eşek şakasının boyutlarının küresel bir reklam ve pazarlama aracı olabileceğini hiç kestirememiş. Zaten kestirmesi mümkün olamazdı çükü Rich Skrenta bu şakayı başka arkadaşının bilgisayarına yaptığında, henüz 9’uncu sınıfa giden bir çocuktu.

Yaramaz şey seni.

Captcha denen belaya bulaşmak

İnternet üzerine insanlar, günde 200 milyon kere 10 saniyelerini bu "captcha" belasını aşmak için harcıyorlar. Bu da yaklaşık her gün toplam 500 bin saat demek. İlk "captcha" 3 kişi tarafından geliştirildi. Manuel Blum, John Langford ve Louis Von Ahn bir gün oturup "insanları bir siteye üye olurken nasıl kıl ederiz" diye düşünmediler tabii ki. Amaçları kendi sitelerine bot saldırıları olmasını önlemekti.

Ama internet Las Vegas değil, yani bir sitede bir şey olursa, o olan şey o sitede kalmıyor. Hemen dedikodu yayılıyor. Bu sistem üyelik gerektiren sitelerce çok benimsendi ve zamanla hızla hepsinde uygulanmaya başlandı.

Manuel, John ve Louis lütfen köşeye gidip tek ayaküstünde durur musunuz, size bu lazım. 

Bu video süper, ama üzgünüz ya! Sizin evden izlenmiyor

Bölgesel sansür Amerika’da yayın hakları kanunlarının sıkıcılığından ve ağırlığından dolayı bizi üzüntülere boğan eden bir uygulama. Mesela Netflix’i ele alalım. Neden Türkiye’de izleyemiyoruz. Parasıyla değil mi kardeşim, neden yani? ABD patent bürosu çalışına George Bodenhausen’in cin fikri olan bu uygulama, insanları VPN uygulamaları kullanmaya teşvik etmekten ve bu uygulamalara para kazandırmaktan başka işe yaramadı.

Bodenhausen her ne kadar yayın hakları ihlalini önlemek için bu uygulamayı şirketlere pazarladıysa da biz etrafından dolanmayı biraz zahmetli olsa da başardık.

Çık git Bodenhausen, "Bızımla degılsın!"

Çerezler “artık mahalleme geldim takip etme” lafından anlamıyor

Çerezlerden önce internet siteleri, kendilerini daha önce ziyaret edip etmediğimizi anlayamıyorlardı. Hayat güllük, gülistanlıktı. Reklam görmüyor, rahat rahat internete takılıyorduk. 1994 yılında işgüzar Netscape’in de katkılarıyla Lou Montulli hangi içeriklerin takip edildiğini saptayabilmek ve ziyaretçilerin alışkanlıklarını anlayabilmek için ilk "çerezi" geliştirdi. Zaman içinde internet üzerinde kişisel gizlilik erozyonu yaşandı ve bugün konuyla ilgili tonlarca dava dosyası mahkemelerde duruşma günü bekliyor.

Sanık Lou Montulli ayağa kalk…

Spam gelmezse uykularımız kaçıyor

Çok alıştık evet. Günde 245 e-postanın diyetten çoraba, arabadan banka kredisine, sinema biletinden cinsel güçlendiriciye kadar bize bir şeyler tavsiye etmesine çok alıştık. Ancak spam e-posta en eski pazarlama yöntemlerinden biri. Spam posta, 1978 yılında e-posta altyapısının ARPANET üzerinde kurulmasını hemen takip eden aylarda başladı.

Gary Thuerk adında bir bilgisayar satıcısı bu ağı kullanan 350 kişiye yeni bir bilgisayar satmak istedi ve bu kişilere ilk satış ve pazarlama e-postasını gönderdi. Bu 350 kişiden 10’u yeni bir bilgisayar almak için Gary ile irtibata geçince, bu oran son derece başarılı ilan edildi. Hala Gary Thuerk’in başımıza sardığı bu belayla uğraşıyoruz.

Ah Gary Thuerk ah! Allah seni bildiği gibi yapsın. 

Siber hırsızlık ve alan adı rehin alma

Cybersquatting adı da verilen kurumsal alan adlarını önceden alıp üzerine yatma durumu, 1998 yılında Dennis Toeppen tarafından çabuk zengin olmak için bulunmuş bir yöntem. Toeppen aynı yıl tam 100 büyük organizasyon ve kurumun alan adlarını önceden kendi adına rezerve ederek, ihtiyaç duyulduğunda onlara geri satma kariyerini seçti. Ancak Panavision şirketi Toeppen’e öyle bir dava tokadı indirdi ki, bu durum 1999 senesinde örnek dava olarak hukukta yer edindi. Kısaca, bir kuruma ait olan tescilli markanın üçüncü şahıslar tarafından satın alınması tamamen yasaklandı.

Ancak hala bazı örneklere rastlamak mümkün. Ah! Pardon, bu arada Dennis Toeppen’e ne mi oldu? İsim hakları tescil edilmiş şirketlerin haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle hüküm giydi. Bir süre hapis yattı. Sonra serbest bırakıldı. Şimdilerde Suburban Express adında bir otobüs seyahat firması işletiyor. Web sitesi kendi soyadına tescilli.

Geçmiş olsun Dennis.

Reklam Çerezleri Hayatımızı Nasıl Takip Ediyor? Ne İstediğimizi Nasıl Biliyor?

Artık İnanmamanız Gereken 10 Teknoloji Yalanı!

Facebook'ta Başka Bir Kimliğe Bürünmemizin 7 Sebebi

YORUMLAR