Kişisel Bilgileriniz Bugün Kimlerin Elinde Hiç Düşündünüz mü?

Kişisel Bilgileriniz Bugün Kimlerin Elinde Hiç Düşündünüz mü?

Gelişmiş ülkelerde bazı ileri görüşlü politikacılar, sivil toplum kuruluşları ve özgürlükçü dernekler dijital dünya üzerinde kişisel gizliliğin korunması için mücadele veriyor. Teknolojinin insanları takip etmemesi için verilen bu çabanın başarılı olacağını düşünmek henüz bir hayal. Çünkü dijital dünyada atılan her adımın izi binlerce farklı merkezden izlenebiliyor. Kişisel olduğunu sanıyorsanız, üçüncü parti güvenlik önlemlerinin arkasına verilerinizi depolamak sizce ne kadar güvenli olabilir? Kişisel diye adlandırdığınız bilgilerinize aslında kimler nasıl hükmediyor? İşte duymaktan çok hoşlanmayacağınız cevaplar.

Teknolojik dünya, gerçek dünyayı kaplayan sanal bir küre gibi. Nasıl gezegen üzerinde bir yer kaplıyorsak, bu teknolojik küre üzerinde de bir yer kaplıyor ve yaptığımız her işlemle kendimize ait bir iz bırakıyoruz. Teknolojik dünyada bazı sosyal, finansal, aktüel ve profesyonel işlemlerde bulunmak için kişisel bilgilerimizi kullanıyoruz. Her bir aktivite için farklı detayları düşünmeden kullanıyoruz. Bu verilerin kişisel olduğuna düşünüyoruz, ancak asla değiller. 

Gerçekten, kişisel bilgilerimiz kimin kontrolünde?

Dev bilişim şirketleri kişisel bilgilerinize ilk elden sahip oluyorlar. Bu bilgileri bu kuruluşlarda güvence altına almak için, yine tamamen onlara ait güvenlik sistemlerine verilerimizi teslim ediyoruz. Normal şartlar altında bu hareketimizin gece uykularımızı kaçırıyor olması gerekiyor. Ama biz rahat uyuyoruz. Dev bilişim şirketleri barındırdıkları sosyal ağlar, e-posta hizmetleri, haber siteleri gibi hizmetleriyle üzerlerinde kişisel bilgilerimizi kullanarak yaptığımız tüm hareketleri fişleyebiliyorlar.

Özellikle sosyal ağların reklam gelirlerini artırabilmek için kullanıcılarının internet alışkanlıklarını takip ettiğini, bu sayfalardan, sizinle defalarca paylaştık. Biz sosyal takılırken, bizi sınıflandırarak potansiyel tüketici yaftasını sırtımıza yapıştıran bu siteler ileride gösterecekleri reklamlar ve site önerileriyle hayatımızı yönetmeye de çalışıyorlar. Açıkçası başarıyorlar da.

Depolandığınızın farkında mısınız?

İnternet üzerindeki irili ufaklı her e-ticaret sitesi kişisel bilgilerinizi ve alışveriş alışkanlıklarınızı depolar. İleride bunları tekrar size bu alışkanlıkları kullanarak dönmek için biriktirir. Bunu sosyal ağlar da yapıyor. Özellikle Amazon, Netflix, Facebook gibi devler veri tabanlarında yaptığınız her adımı, satın aldığınız her emtiayı, izlediğiniz her filmi depolayarak kişisel profilinizi sizden çok daha irdeleyebiliyorlar.

Ancak her şey bununla bitmiyor. Bu bilgilerle politik duruşunuz daortaya çıkabiliyor. Bu veriye de hükümetler ve otorite talip oluyor. 2014 yılında Yahoo, hükümetlerin taleplerine karşılık kullanıcı verilerini takas etti. Yahoo, farklı hükümetlerde gelen 18 bini aşkın isteği sıkıntı çıkarmadan teslim etti. Bunlardan sadece 4727 tanesini geri çevirdi. 

Öte yandan Twitter Üzerinde Hükümetlerin Baskısı Gittikçe Artıyor haberimizde, kişisel bilgilerimizin şirket CEO’larının iki dudağının arasında olduğunu anlatmıştık. 

Sosyal medyanın kullanıcılara ihaneti sorgulanmalı mı?

Aslında Twitter, hükümetler hesapların ulusal güvenliğe zarar verebilme olasılığını ispatlamadıkları sürece kullanıcı bilgileri paylaşmıyor. Ancak yine de sadece Amerika Birleşik Devletleri’nden 3 bin 299 hesap hakkında gelen benzer talebin yüzde 80'nini hükümetle paylaşmak zorunda kaldığı gerçeğini göz ardı edemeyiz. Çünkü bugün hala Twitter’a dünya çapında hükümetlerden gelen yasaklama, kullanıcı bilgisi sorgulama gibi sırada bekleyen 2 bin 871 talepvar.

Öte yandan Facebook'un Hükümetlerle Paylaştığı 100 Kişisel Bilgi haberimiz tüyleri diken diken edecek detayları barındırıyordu. Farklı ülkelerin hükümetleri tarafından 2014 yılının ilk 6 ayında, tam 34 bin 946 resmi hesap inceleme isteği Facebook yetkililerinin eline ulaşmıştı. O günden bugüne, ülkelerin yerel yasaları baz alınarak yapılan isteklerin sayısı da yüzde 19 oranında artmış durumda. Acı olan şu ki, Facebook Bu isteklerin yüzde 80’ine olumlu cevap veriyor.

Kişisel bilgi dokunulmazlığı ve ülke güvenliği ikilemi

Hükümetlerin Bilgisayarlarımızı İzlemekte Kullandığı 10 Temel Yöntem yazımı hatırlarsınız. Oldukça ilgi çekmişti. Bu yöntemler arasında elbette yukarıda anlattığım sosyal ve ticari sitelerdeki bilgilerimizin hükümetler tarafından talep edilebiliyor olması da var. Güvenliği maksimum düzeyde tutmak için hükümetlerin bu tip çalışmaları anlayışla karşılanabilir. Ancak kişisel bilgiler derlenirken "kurunun yanında yaşın da yandığı" durumlara şahit olduk. Bir taraftan güvenliği kontrol etmeye çalışırken, diğer taraftan "masum" kullanıcıları fişlemek, güveliği sağlamak için umarsız ve genelleyici bir çözüme başvurmaktan başka bir şey değil. "Hepsini fişleyelim bir gün lazım olacak" mantığı hükümetleri ve güvenlik birimlerini tembel ve paranoyak bir temele oturtuyor benim kanımca.

Kısaca, teknolojik dünyada kişisel bilgileriniz asla kişisel değil. Elektronik olarak bu oluşumun içinde yaptığınız hiçbir şey gizli değil ve size ait değil. Yani hareketlerinizi adım adım izleyen yüzlerce oluşum varken, en güvendiğiniz oluşumlar bir emirle tüm bilgi ve alışkanlıklarınızı göz açıp kapayıncaya kadar başkalarıyla paylaşırken, bu bilgilerinizi ve alışkanlıklarınızı "kişisel" olarak tanımlamak çok doğru değil

2014 Yılının İlk 6 Ayına Ait Facebook Şeffaflık Raporu Yayınlandı

GoogleClean İle Kişisel Bilgi Toplayan Google Çerezlerine Dur Deyin!

iOS İçin Kişisel Güvenlik ve Acil Durum Uygulamaları

YORUMLAR