Korkacağımızı Bildiğimiz Halde Neden Korku Oyunlarına Bu Kadar Düşkünüz?

Korkacağımızı Bildiğimiz Halde Neden Korku Oyunlarına Bu Kadar Düşkünüz?
Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen - | Oyun
YORUM YAZ

Korku oyunlarından korkacağımızı bildiğimiz halde neden bu oyunlara çok düşkünüz hiç düşündünüz mü? Korku filmleri, korku hikayeleri ve korku oyunları insanların uzak durmak istedikleri, ancak bir şekilde girdabına kapıldıkları eğlence kategorilerinin en çok rağbet görenleri. Bunun sebepleri birden fazla. Ancak biliyoruz ki, ne kadar karşı koymaya çalışırsak çalışalım hayatımızın bir döneminde en az birkaç korku filmi seyrettiğimiz, bir oyunun birkaç seviyesini denediğimiz ya da mutlaka bir korku edebiyatı örneği okuduğumuz olmuştur.

İnsanların korkmaktan zevk alması sadece bu öğelerle de sınırlı değil. Oyun parklarında tehlikeli oyuncaklara binmek ya da benzer deneyimler yaşamaya çalışmak, bir şekilde hep bir tehlikeyi ödümüz kopsa da denemeye çalışmak çoğumuzun doğasında var.

Gelin biz konuyu çok genişletmeden neden bile bile korku oyunu oynayıp kendimizi gerdiğimizi irdelemeye çalışalım. 

Empati kurma isteği

Korku oyunlarında normalde başımıza gelmesi hiç mümkün olmayan fantastik bir evren içerisinde, olağanüstü ürkütücü mekanlarda, inanılması mümkün olmayan yaratıklara karşı verilen mücadeleleri anlatılıyor. Yapılan bir araştırmaya göre, oyuncular arasında en çok oynanan ve beğenilen (ya da korkulan mı demeliyim) oyunlar Resident Evil, Left 4 Dead, the Dead Space, Silent Hill serileri ve  Amnesia: The Dark Descent olarak gösteriliyor. Bu oyunların hiç birinin gerçek hayatla bir bağlantısı yok ve tamamen bilim kurgu ve fantastik dünyalarda geçiyorlar. Bu oyunları oynarken bunları gerçek hayatta yaşamamızın mümkün olamayacağını biliyoruz. Ancak oyun kahramanlarıyla empati kurmaya çalışma dürtümüz oldukça yüksek olduğundan bu oyunları seçiyoruz. Yani gerçekten bunları yaşama şansımız olsaydı ne yapardık similasyonu yapıyoruz. Korkularımızla yüzleşmiyoruz sadece oyunun atmosferinin bizden beklediğini yaşıyoruz. Amacımız kendimizi değil kahramanı kurtarmak. Çünkü çok kritik noktalarda oyunu durdurarak arkadaşlarımızla telefonda konuşmak ya da yemek ihtiyacımızı gidermek gibi olağan ihtiyaçlarımızı ötelemiyoruz. Bu durumda aslında gerçekten korkmuyor sadece oyun kahramanlarıyla yoğun empati kuruyoruz. 

Gerçeklik ve inandırıcılık

Korku oyunlarının atmosferinin son derece özenle hazırlanması gerekiyor. Bir korku oyununun evreni aslında sizi gerçek dünyadan tamamen koparabilmeli ve kendi evreninde alıkoyabilmeli. Korku oyunlarının tek hedefi bu. Burada ses, grafik, ışık kullanımı devreye girdiği kadar türlü fobilerimizi gıdıklayan sahnelerle de karşılaşmak mümkün oluyor. Bu oyunlarda akluofobi (karanlık korkusu), agorafobi (açık alan korkusu), belonefobi (iğne korkusu), dermatopatofobi (deri hastalıklarından korkma), entomofobi (böceklerden korkma), hematofobi (kan korkusu), kakofobi (çirkinlikten, çirkin şeylerden korkma) gibi tonlarca fobik etkileşimlerle uyarılmayı seviyoruz. "Ben hiç korkmuyorum" diyen bir oyuncunun bile oturduğu koltuktan düşmesine sebep olabilecek mutlaka bir “fobik” etkileşim alması bu oyunların vazgeçilmez kurallarından biri. Bu da tamamen bilimsel altyapıya oturan fobik tanımlamaların bizi yeterince ve “gerçekten” korkutması için yeterli olabiliyor. Korku oyunlarında atmosfer yaratmak ve fobileri uyarmak aslında birbirinden ayrılmayan iki önemli unsur. Zamanla buna bağımlı olabiliyoruz.

İtiraf edelim, korkmayı seviyoruz

Ekstrem spor düşkünleri yamaç paraşütü gibi sporlar yaparken vücutlarına salgılanan adrenaline bağımlı olurlar. Bundan dolayı her zaman yaptıkları sporu bir seviye yukarıya taşımak isterler. Dün yamaç paraşütü yapan birinin yarın bir helikopterden atlayarak snowboard yapmayacağı asla garanti değildir. Korku oyunlarında da beynimizin salgıladığı enzimler bizim de bu kimyayı tekrar tekrar yaşamamıza tek sebeptir. Bu enzimlerin en bağımlılık yaratanı ise adrenalindir. Heyecan ve korku durumunda adrenalin salgılanması oldukça artar. Kan damarlarımız genişler, acı hissi azalır, parmaklarımızın "Mouse" tuşlarına dokunmasını bile hissetmez, otomatik öğrendiğinmiz hareketleri yaptığımızı fark etmeyiniz bile. Öte yandan göz bebeklerimizin büyümesiyle göze alınan ışık artar, daha net ve hızlı görüş sağlandığından korku oyunun etkisi 5’e katlanır. 

Bu inanılmaz evrenlere gerçek hayatta bize benzeyen bazı karakterler serpiştirmek bize korku evreninin daha inandırıcı olabileceği mesajını verebiliyor. Evreni gerçek dünyayla ilişkilendiren tek şey bu karakterler aslında. Bunlar olmasa korku evrenleri son derece yavanlaşabiliyor. 

Son söz

Korku oyunlarını elinin tersiyle kenara iten çok oyuncu olduğuna eminim. Ancak bu kitlenin en az bir kere, yukarıda saydığım deneyimleri edinerek bu kararı verdiğine de bahse girebilirim. Elbette korku oyunlarını herkes sevecek diye bir kural yok. Ancak hemen her oyuncu oyun hayatında bu tür oyunları en az bir kere deneyerek kararını vermiştir. Aslında korku oyunları genel olarak bakıldığında, yukarıda sıraladığım sebeplerden ötürü oyun dünyasında oyuncuları en çok etkileyebilen oyunların hep başında gelirler.

Aşağıda bir oyuncunun korku oyunları sırasında verdiği çeşitli tepkileri izleyebilirsiniz. Bu tepkiler size tanıdık geliyorsa siz de bir korku oyunu tutkunu olduğunuzu artık kendinize itiraf etmelisiniz.

Android ve iOS için En İyi 25 HD Oyun

GTA 5 Tarayıcıda ve Mobil Cihazlarda Nasıl Oynanır

YORUMLAR