Google, Yapay Zeka Politikaları Derneği (AIPA) tarafından düzenlenen AI Tomorrow Summit zirvesinde Türkiye'ye yönelik planlarını ve desteklerini duyurdu. Teknoloji devi, yapay zeka, afet yardımı, eğitim ve daha birçok konuda destekler verdiği Google.org çatısı altında Türkiye için 2 milyon doları (92 milyon 103 bin TL) aşkın bir destekte bulunacağını belirtti.
Google, Türkiye'ye Neden 2 Milyon Dolardan Fazla Destek Sağlayacak?
Google, Türkiye'ye 2 milyon doları aşkın tutarda desteği özellikle iki önemli konuda ilerleme kaydedilmesini sağlamayı planlıyor. Bilindiği üzere Türkiye de birçok ülke gibi deprem bölgesi kapsamında. Bu doğrultuda Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'ne Google Cloud kredilerini de kapsayan bir fon sağlayacak.
Bu alana verilen destek sayesinde deprem takibi ve erken uyarı sisteminin hızının ve hassasiyet oranının artırılması amaçlanıyor. Söz konusu insanların hayatı olduğu için çok kritik. Teknolojik ilerlemeler kaydedilmesi sayesinde mevcut sistemler daha kusursuz çalışacak ve böylece topluma ciddi bir katkısı bulunacak.
Şirketin odaklandığı diğer konu, erken teşhis. Google, alzheimer gibi sağlık sorunlarının erken teşhisi için açık kaynaklı yapay zeka platformu olan Türk-Ses projesini Cloud kredileri dâhil önemli yardımlarda bulunacak. Yapay Zeka Ekosistemi Derneği tarafından yürütülen proje, ses kayıtlarını analiz ederek uzmanlara erken teşhis konusunda önemli avantaj sağlayacak.
Google, Türkiye'deki Önemli Kuruluşlara Ne Kadar Destek Sağladı?
Teknoloji devi tarafından sağlanan bu son fonla birlikte Google.org'un 2016 yılından bu yana Türkiye'de faaliyet yürüten kâr amacı gütmeyen kuruluşlara sağladığı toplam destek 69 milyon dolara ulaştı ki bu da güncel kurla 3 milyar 179 milyon 856 bin 720 TL'ye denk geliyor.
Editörün Yorumu
Google tarafından sağlanan fonların özellikle sağlık ve afet gibi konularda da kritik öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Kandilli Rasathanesi'ne sağlanan yapay zeka ve bulut desteği, deprem verilerinin daha hızlı şekilde işlenmesini sağlayacak. Depremin büyüklüğü, merkez üssü ve riskleri şu an olduğundan daha hızlı şekilde belirlenebilecek. Bu da erken uyarı sistemlerinin daha hassas şekilde çalışabileceğini ve binlerce insanın hayatının kurtulabileceğini anlamına geliyor.
Sağlık tarafındaki desteklerin de epey önemli olduğunu söyleyebilirim. Sadece ses kaydı analizi ile alzheimer ve benzeri bilişsel bozuklukların erkenden taranabilmesi, uzmanların önemli bir yol haritası elde etmesini mümkün kılacak. Böylece tedavi süreci de oldukça olumlu şekilde ilerleyebilecek.