Riskli İllerin Sayısında Büyük Artış!

Riskli illerin sayısı çok hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Peki, yüksek ve çok yüksek riskli illerin sayısı neden artıyor? İşte merak edilen detaylar!

Riskli illerin sayısı çok ciddi bir biçimde arttı. Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, yüksek ve çok yüksek riskli kentlerin sayısına ilişkin endişe verici açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Ökten tarafından yapılan açıklamaya dair tüm ayrıntılar haberimizde.

Riskli İllerin Sayısı Neden Artıyor?

2 Mart tarihinden itibaren yeni tip koronavirüsle mücadele kapsamında yerinde karar dönemine başladı. Yeni dönemde iller, risk değerlendirme kriterlerine göre düşük riskli (mavi), orta riskli (sarı), yüksek riskli (turuncu) ve çok yüksek riskli (kırmızı) olmak üzere 4 kategoriye ayrıldı.

Yerinde karar döneminde ülkemizde COVID-19 ile mücadele kapsamında uygulanan tedbirler illerdeki vaka durumuna göre hafifletiliyor ya da sıkılaştırılıyor. Bu nedenden dolayı vaka oranlarının düşük olduğu illerde kısıtlamalar gevşetilmişti fakat görünüşe göre bazı vatandaşlar maske, mesafe ve hijyen kurallarına uymamaya devam ediyor. Bununla birlikte riskli illerin sayısı artmaya devam ediyor.

Cumhuriyet'ten Sibel Bahçetepe'nin haberine göre yüksek ve çok yüksek riskli illerin sayısı 39'dan 48'e yükseldi. Yüksek ve çok yüksek riskli kentlerin Türkiye genelinin yarısından fazlası olduğunu söyleyen Türk Tabipleri Birliği İkinci Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten, “Bu demektir ki pandemide biz yüksek riskli durumdayız" dedi.

Doç. Dr. İhsan Ökten, "Bu durumun üzerinde kontrollü normalleşmenin etkisi olduğunu henüz görmüyoruz. Okulların açılmasıyla 1-2 hafta sonra yüksek ve çok yüksek riskli illerin artacağını göreceğiz. O zaman ne yazık ki kötü bir tablo olacak. Günlük 200 binin altında aşılama var ve bunu artırmalıyız. En az 1 milyona yakın aşılama olmalı, bunu yapmadığımız sürece toplumsal bağışıklığı sağlayamayız" ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Ökten, "En önemli sorunlardan birisi varyant virüsün tüm illerde artış göstermesi. Bu koşullarda kontrollü veya kontrolsüz normalleşme sürecine geçmemiz mümkün değil. Aksine önlemleri artırmamız gerek” şeklinde konuştu ve açıklamasına şu şekilde devam etti:

“Henüz bu ciddi bir boyutta değil, yoğun bakım veya servis bakımından şu an sıkıntı yok. Ama artabilir. Kontrollü normalleşmede turizm düşünüldü. Siyaset ve ekonomi, bilim ve insan yaşamının önüne geçmiş durumda. Bunda da en büyük etken de yazık ki turizm sezonu.”

YORUMLAR