Pahalı Telefon Alanların Çoğunun Neredeyse Hiç Kullanmadığı 4 Özellik!
Bu içeriğimizde pahalı telefon satın alanların çoğunun neredeyse hiç kullanmadığı özelliklere göz atacağız. Peki bu özellikler hangileri? İşte ayrıntılar!
⚡ Önemli Bilgiler
- Amiral gemisi akıllı telefonların fiyatları her geçen gün biraz daha artıyor. Öyle ki bugün yeni bir telefon için 100 bin TL ödemek şaşırtıcı bir şey değil.
- Ancak ödediğiniz 100 bin TL'nın karşılığını pek de alamıyor olabilirsiniz. Bu içerikte parasını ödediğimiz ancak yüzde 99'umuzun kullanmadığı bazı özelliklerden bahsettim.
- Söz konusu özellikler arasında uydu üzerinden haberleşme, ters kablosuz şarj, masaüstü modu ve üreticilerin dilinden düşürmediği yapay zeka var.
Amiral gemisi akıllı telefonların fiyatları 2026 itibarıyla 100.000 TL'yi aştı. Örneğin bugün iPhone 17 Pro Max satın almak isteyen bir kişinin 119.999 TL'yi gözden çıkarması gerekiyor. Üstelik bu sadece 256 GB'lık depolama alanı için. Android tarafında da işler çok farklı değil. Xiaomi 17 Ultra ve Samsung Galaxy S26 Ultra gibi modellerin de fiyatları aşağı yukarı bu kadar. Elbette ki bu beklenmedik bir şey değil.
Sonuçta amiral gemisi telefonların her biri çıktığı dönemin mümkün olan en iyi teknik özelliklerini sunuyor. Ancak fark etmediğimiz konu şu ki teknik özellik listesi ne kadar kabarık olursa olsun, satın aldığımız özelliklerin tamamını gerçekten kullanmıyoruz. Hatta bazı özellikler var ki bazılarımız değil, neredeyse hepimiz boşa para ödüyoruz. Bu içerikte söz konusu özelliklere göz attık.
Amiral Gemisi Telefonların Boşa Para Ödediğimiz Özellikleri Neler?
- Uydu Üzerinden Haberleşme
- Ters Kablosuz Şarj Teknolojisi
- Masaüstü Modu
- Yapay Zeka Özellikleri
Uydu Üzerinden Haberleşme
Apple, iPhone 14 serisi ile uydu üzerinden haberleşme teknolojisini standart bir özellik haline getirdi. Bilmeyenler için bu teknoloji kullanıcıların hiçbir sinyal alamadıkları yerlerde doğrudan uzaydaki uydularla bağlantı kurarak acil yardım talep edebilmelerini mesaj ya da konum bilgisi paylaşabilmelerini sağlıyor. Ne kadar da etklieyici bir özellik değil mi? Ben de şahsen ilk duyduğumda böyle düşünmüştüm.
Dünyanın geri kalanı da benimle hemfikir olacak ki Apple'ın ardından Huawei ve Samsung gibi üreticiler de bu özelliği kullanıcılarına sundu. Ancak kabul edelim ki yüzde 99’umuz bu özelliğe pek de ihtiyaç duymuyor. Eğer düzenli olarak dağcılık, kampçılık, deniz yolculuğu ya da benzeri aktiviteler yapmıyorsanız uydu üzerinden acil durum sinyali gönderebilen bir telefona ihtiyaç duymuyorsunuz.
Söz konusu özelliğine Türkiye'de erişilebilir olmamasından bahsetmiyorum bile. Ne yazık ki biz bu özelliği kullanmasak da parasını ödüyoruz. Bu yetmezmiş gibi bir de Apple gibi şirketler uydu bağlantısını belirli bir süre ücretsiz sunduktan sonra abonelik sistemin dönmeyi ve kullanıcılardan para almayı planlıyor. Sizi bilmem ama ben kullanmadığım bir özelliğe para ödemeye ve ihtiyacım olduğunda da abone olmadığım için erişememe fikrine karşıyım.
Ters Kablosuz Şarj Teknolojisi
Pek çoğunuz gibi ben de 10 yıldan uzun bir süredir akıllı telefon kullanıcısıyım. Bu sürenin büyük bir kısmını ise amiral gemisi serisi telefonları kullanarak geçirdim. Ancak 2018'de hayatımıza giren "tersine kablosuz şarj" teknolojisi kadar işlevsiz bir özellik daha gördüğümden emin değilim. Evet bu teknoloji bugün nadir durumlarda kablosuz kulaklık şarj etmek için kullanılabiliyor. Ancak bir şeyin teknik olarak yapılabilir olması yapıldığı anlamına gelmez.
Açıkçası bugüne kadar bir kez bile AirPods'umu iPhone'umun ters kablosuz şarj özelliğini kullanarak şarj etmedim. Daha da iddiialı konuşacak olursam bugüne kadar bunu yapan bir kişi bile görmedim. Her şeyden önce yavaş ve pratik değil. Bunun yerine kablonuz yoksa bile bir esnaftan kulaklığınızı 5-10 dakika şarj takmasını rica ederseniz çok daha sorunsuz bir deneyim elde edersiniz. Ki bu teknoloji çıktığında pazalandığı alan bu da değildi.
Yayınlanan bütün reklamlarda ters kablosuz şarj teknolojisi diğer telefonları şarj etmek için kullanılıyordu. Sanki bir tam günü zor çıkaran 2018 model akıllı telefonların bataryası başka telefonlar için yeterli olacakmış gibi. Günün sonunda elimizde olan yüzde 99'umuzun yüzde 99 ihtimalle kullanmayacağı bir özellik.
Masaüstü Modu
Yine kulağa güzel gelen ama pratikte pek de işlevsel olmayan bir özellik. Bilmeyenler için Samsung DeX gibi masaüstü modları, telefonunuzu bir monitöre ya da televizyona bağlayarak bilgisayar benzeri bir deneyim elde etmeniiz sağlıyor. Burada dokunmatik değil de klavye ve fare ile kontrol edilmesi için tasarlanan bir deneyim elde edebilir, bilgisayarınızda cebinizde taşıyor gibi hissedebilirsiniz.
Teoride kulağa her şey güzel geliyor. Pratikte ise tam bir facia. Her şeyden önce bu fikir daha teknoloji yeterli değilken ortaya çıktı. Microsoft bunu 2015'te duyurduğu Windows Phone Continuum ile Samsung ise 2018'de tanıtılan Galaxy S8 lansmanında gösterdiği DeX ile bu özelliği telefonlarında sunmaya başladı. O tarihlerde çıkan telefonların her birinin ortak özelliği ise performanslarının günlük kullanım için bile yeterli olmamasıydı.
Samsung'un kullanıcılarına DeX Station satma girişimi dışında bu özelliğin görünen bir ek maliyeti yok. Ancak Ar-Ge tarafındaki çalışmalar, yazılım optimizasyonu için boşa harcanın iş gücü ve daha pek çok şey masaüstü modu gibi özelliklerin size dolaylı maliyet çıkarmasına neden oluyor. Bir kez bile masaüstü modu kullanmamış bir amiral gemisi kullanıcısı olarak açıkça söyleyebilirim ki istemiyorum.
Yapay Zeka Özellikleri
Bu maddeyi okur okumaz gerildiğinizin farkındayım. Ancak öfkeyle yorumlara benim bir halttan anlamadığımı yazmadan önce bir dinleyin. Akıllı telefon üreticileri son birkaç yıldır kafayı yapay zeka ile bozmuş durumda. Bugünlerde takip ettiğimiz yurt içi ve yurt dışı lansmanlarda konuşmacının ağzından duyduğumuz tek şey yapay zeka ya da AI kelimeleri. Şirketler, yapay zekanın bir satış unsuru olduğuna ikna olmuş durumda. Normalde onlara katılırdım.
Elbette ki sundukları özelliklerin büyük bir kısmı "olmasaydı da olurdu" diye düşündürtmeseydi. Kabul ediyorum birkaç tane iyi diyebileceğim özellik var. Ancak onlar da fazlasıyla abartılıyor. Bugün Samsung, Xiaomi ve Apple gibi markaların "ÜSTÜN YAPAY ZEKA" gibi sloganlarla sunduğu çoğu özellik o ya da bu yapay zeka uygulamasını indirerek yapılabiliyor. Ancak tüm duyuru ve pazarlama bu özellikler için yapıldığından kullanıcıların ilgisi zerre çekilmiyor.
Durum yeterince kötü değilmiş gibi "bu özellikleri kullanmak için en yeni modeli almalısınız" tipi pazarlama teknikleri kullanıcıları daha da itiyor. Sonuç ise milyar dolar harcayarak eklenen anlamsız yapay zeka özellikleri, şişen maliyetler nedeniyle gelen zamlar ve markaların size abonelik satmak için kurduğu bu altyapıyı daha temel atma aşamasındayken izleme şansı.
Editörün Yorumu
Bu içeriğin her kelimesini bayıla bayıla yazdım. Benim için uzun zamandır söylemek istediklerimi dile getirme fırsatı oldu. Üstelik bunlar daha buz dağının görünen yüzü. Daha kağıt üzerinde harika olan ama maliyetleri artırmak dışında kulllanıcıların yüzde 99'unun hiçbir işine yaramayan pek çok özellik var. Temel problem ise giderek daha fazla tüketen bir topluma dönüşmemiz.
İhtiyacımız olmayan şeylere para harcıyor, 17 Pro Max kullanıyor ve onun bile performansından faydalanmıyorken iPhone 18 Pro Max satın alma hayali kuruyoruz. Ben bir teknoloji tutkunu olarak bile bunun yanlış olduğunu görebiliyorum. Umarım yakın gelecekte bu bilinç toplumun daha geneline yayılır ve üreticiler her yeni modelde gerçekten kullanıcıya dokunan, ihtiyacımız olan teknolojiler geliştirir.