iOS İçin En İyi 6 Korku Oyunu

iOS İçin En İyi 6 Korku Oyunu

Korku oyunları kategorisi her nedense mobil cihazlar üzerinde bir türlü gelişemeyen türler arasında yer alıyor. Belki de bu durumun sebeplerinden birisi de kullanıcıların korku oyunları yerine daha çok eşleştirme ve sonsuz koşu oyunları gibi görece olarak oynaması daha kolay ve kısa süreli molalarda tüketilebilecek düzeyde basit yapımlara yönelmesi.

Sebep ne olursa olsun an itibariyle mobil platformlarda gerçekten kaliteli olarak niteleyebileceğimiz çok az oyun mevcut.

Korku oyunlarından kastımız, oyuncuyu geren, çaresizlik hissiyle birlikte „şu köşeyi dönünce karşıma ne çıkacak?“ sorusunu zihninde devamlı olarak tutan oyunlar. Gerçekten o köşeyi dönünce veya önünüzdeki kırık tahta kapıyı açınca neyle karşılaşacaksınız? Şarjörünüzdeki mermi daha kaç zombi vurmanıza yetecek? Cevabı merak ediyorsanız listemizde yer verdiğimiz oyunlara göz atmanızı öneriyorum.

Başlarda da belirttiğim gibi bu kategoride çok fazla seçenek olmadığı için gerçekten kullanıcılardan olumlu yorum alan ve bizim de buradan aldığımız güçle deneyip memnun kaldığımız oyunları derlemek istedik.

1- Gunner Z

Açıkçası bu oyun listede yer alan diğer oyunlara göre biraz daha fazla aksiyon sunuyor. Öncelikle belirtmeliyim ki Gunner Z’yi oynarken kulaklık takarsanız oyundan alacağınız korku hissini katlayabilirsiniz. Üstelik bir de gece oynuyorsanız, her şey tamam demektir.

Oyunda terkedilmiş şehir sokaklarında adeta bir salgın gibi dolanan zombileri korunaklı ve ekstra zırhlı aracımızla avlamaya çalışıyoruz. Gunner Z’de çalan müzikler, o melankolik atmosferle birleştiğinde sanki gerçekten o ortamdaymışız gibi hissediyoruz.

Bu kadar çaresiz ve umutsuz bir atmosfer sunan başka bir oyuna denk gelmek epey zor. Oyunun grafik modellemeleri son derece farklı ve ortaya orijinal bir şey koymayı başarıyor. Ortada parçalanan organlar ve oluk oluk akan kan olmasa da Gunner Z’yi oynarken korkacağınıza eminim çünkü dediğim gibi atmosfer çok başarılı.

Oyun her ne kadar ücretsiz olarak sunuluyor olsa da gerçek parayla alabileceğimiz bir takım silahlar mevcut. Bunları almak istemezseniz bir upgrade için birkaç saat bekleyebilirsiniz. Oyunun ten sevmediğim noktası da bu zaten.

2- The Occupant

The Occupant’ta Gunner Z’de olduğundan çok daha beter bir durumdayız. Gunner Z’de etrafı zombiler basmış olmasına rağmen en azından son teknoloji ürünü silahlarımız vardı. The Occupant’ta ise silah olarak kullanabildiğimiz tek şey yırtık kitaplar ve antika sandalyeler!

Terkedilmiş bir otelde uyandığımız oyunda etrafta metruk bir yaratığın ayak sesleri yankılanıyor. Amacımız ise duvarlarda çizili olan okları ve bilgileri takip ederek bize verilen görevleri tamamlamak ve bir sonraki bölüme geçmek. Bunu yapmak hiç de kolay olmuyor çünkü yırtık duvar kağıtlarıyla kaplı otelde hiçbir oda güvenli değil.

Karanlık ve terkedilmiş otel atmosferinde bir odadan diğerine geçerken bile tuhaf görünümlü yaratıkla karşılaşabiliriz. O gelirken hem ayak sesleri artıyor hem de ekranımız anteni bozuk televizyonlar gibi parazitleniyor. Onu gördükten sonra yapılabilecek tek şey ise ya kaçmak ya da en yakınımızdaki nesneyi hızlıca fırlatmak. Bazen bir fırlatış yeterli olmuyor. İşte o zaman kaçmak gerekiyor! Korkunç yaratığın ayak seslerini duymak ve yarattığı korkuyu iliklerinizde hissetmek istiyorsanız The Occupant’ı kesinlikle kulaklıklarınız takılıyken oynamalısınız.

3- The Patient

Yakın bir gelecekte geçen The Patient, tasarladığı mkaineyle zihinsel hastaları tedavi edebileceğini iddia eden bir doktorun yol açtığı felaketi konu alıyor.

İlk başlarda her şey doktorun öngördüğü gibi ilerliyor ve makine ona hem şöhret hem de para kazandırıyor. Zihinsel hastalıklarla boğuşan ve çevresindekilerle iletişim kurmakta başarısız olan hastalar bu makine sayesinde sağlıklarına kavuşuyor.

Bir zaman sonra ters giden bir şeyler hastaları iyileştirmek yerine onları daha da beter bir duruma getiriyor. İyileşmek yerine deliye dönen hastaların ortaya çıkmasıyla birlikte doktorun da durumu ciddi tehlikeye giriyor. Bu durumu kanıtlamak ve olayı aydınlatmak isteyen bir gazeteci olayın peşine düşüyor. Doktor kendisi hakkında yapılan tüm suçlamaları düşürmek için makineyi kendi üzerinde denemeye karar veriyor. Olaylar bundan sonra gelişiyor ve kendimizi korku dolu bir ortamda buluyoruz.

Atmosfer olarak korkunun en derin noktalarına inen The Patient’ta duvarda kanla yazılımış cümleler ve aniden gelen seslerle birlikte olayları aydınlatmaya çalışıyoruz. Korku oyunlarından beklendiği gibi The Patient’ta da elimizde herhangi bir silah yok ve karanlık ortamlarda savunmasız bir şekilde dolanıyoruz. Akıl hastanesinde çıkacağınız korku dolu bir maceraya hazırsanız aşağıdaki bağlantımızı kullanarak oyunu indirebilirsiniz.

4- Papa Sangre II

Papa Sangre fiyatıyla ilk başta biraz tedirginlik ve antipati yarattığını kabul etmemiz gerekiyor. Hatta bizzat tanıdığım çok sayıda oyunsever sadece fiyatı sebebiyle bu oyunu oynamaktan vazgeçti. Fakat Papa Sangre'nin pekçok otorite tarafından en iyi korku oyunları arasında gösterildiğini de belirtmemiz gerekiyor.

Oyuna ilk girdiğimizde kulaklığımızı takmamız gerektiği belirtiliyor. Bu aşamayı geçtikten sonra karşımıza mükemmel tasarımlarla zenginleştirilmiş bir oyun çıkıyor. Özellikle ses tasarımlarnın bölümlerle gösterdiği uyumluluk mükemmel seviyede. Kulağımıza gelen sesler adeta o ortamdaymışız gibi bir his veriyor.

Oyunu oynabilmek için öncelikle İngilizce bilmek gerekiyor. Konuşmalar İngilizce olduğu için yabancı dil bilgisi olmayanlar sıkıntı yaşayabilirler. Bize verilen görevleri sağlanan bilgilere göre tamamlamaya çalışıyoruz. Papa Sangre'de zeka oyunu dinamikleri de mevcut. Bölümleri başarıyla geçebilmek için biraz hayalgücü kullanmak ve zihin jimnastiği yapmak da gerekiyor.

Genel olarak başarılı bir çizgide ilerleyen Papa Sangre, interaktif bir korku oyunu denemek isteyenlerin tercih etmesi gereken seçenekler arasında yer alıyor.

5- Eyes

Kısa bir süre içinde binlerce kişi tarafından indirilen Eyes – The Horror Game özellikle Slender Man oynamış ve beğenmiş kişilere hitap ediyor. Oyunda terkedilmiş, eski, metruk bir evi araştırmaya başlıyoruz. Karakterimizin amacı evdeki değerli eşyaları bulmak ve onları nakite dönüştürmek. Bana kalırsa bu amaç için daha uygun bir yer seçilebilirdi fakat o zaman da oyun olmazdı değil mi?

İçinde hayaletlerin dolşatığı söylenen bu evde, kendimizi korku dolu bir maceranın içinde buluyoruz. Aslında çok macera sayılmaz zira aksiyon seviyesi bir hayli düşük. Bunun yerine daha çok oyuncuyu germe, korkutma yoluna gidilmiş.

Ne kontrol mekanizması ne de grafik kalitesi olarak oyuncuları hayal kırıklığına uğratmayan Eyes, bu tarz bir korku oyunu arayanların mutlaka göz atması gereken seçeneklerden bir tanesi.

6- Dead Space

Electronic Arts imzası taşıyan bu oyunu birçok mobil cihaz sahibinin bildiğine eminim. Yine de listeye koymak istedim çünkü gerçekten konuya birebir uyum sağlayan bir oyun. 4.99 dolarlık fiyatı bir nebze önyargı oluştursa bile oynamaya başladıktan sonra verilen paraya değdiğini düşünüyoruz.

Oyunun en kötü yanı hali hazırda ücretli olarak indirilmesine rağmen hala uygulama içi satın almalar sunması. Bunun haricinde ne grafik ne modelleme ne de atmosfer olarak oyun herhangi bir hayal kırıklığı yaratmıyor.

Oyunda devasa bir uzay gemisi içinde uzaylılarla mücadele ediyoruz. Bu görev için kullanabileceğimiz çok sayıda fütüristik silah ve ekipman mevcut. Odalarda ve koridorlarda bulunan dolapları karıştırarak işimize yarayabilecek eşyaları toplayabiliyoruz. Zaman zaman hamburger gibi enerji veren, zaman zaman da tuhaf modüller topluyoruz.

Dead Space sadece yaratık avlama üzerine kurulu değil. Bölümlerdeki kabloları keserek, kutuları yerinden hareket ettirerek kapıları açmaya ve küçük bulmacaları çözmeye çalışıyoruz.

YORUMLAR