iOS ve Android Fanatizminin Ufkunuzu Daraltan Acı Gerçekleri

iOS ve Android Fanatizminin Ufkunuzu Daraltan Acı Gerçekleri

Dünyada her zaman markalar bireyleri kontrol altına alarak “bireysel etkileşim” motivasyonunu da bir reklam aracı olarak kullanırlar. Örneğin, Pepsi ve Coca Cola tüketicileri öldüm billah diğer markayı tatmayı denemezler. Bir restoranda taraftarı oldukları markanın rakibi onlara tavsiye edildiğinde o anda masadan kalkmasalar da, bir daha o restorana uğramazlar bile. Devamlı Pop müzik dinleyen insanlar alternatif müziği “tü kaka” olarak nitelerler ve duyduklarında beyinlerinden nöron cımbızlanıyormuş gibi yapmacık tepkiler verirler. Bu durum bilinçaltımızda karşımızdaki bireyi kendi zeminimize çekmek istememizden kaynaklanıyor. Kurumsal bir stratejinin kurbanı olduğumuzu anlamıyoruz bile.   

Tüm bunlar tür ve marka fanatizminden öteye gitmeyen yepyeni bir “marka ırkçılığı” olgusundan başka bir şey değildir. Bir markaya bağlı olanlar için “diğer marka keşke yeryüzünden yok olsa da biz de rahatlasak” tadında naif yaklaşımlardan ibarettir. Oysa bilgi ve tecrübe çeşitlilikten doğar.  

FanBoy nedir neden saldırgandır?

FanBoy kavramını kısaca anlatıp hemen konuya devam etmek istiyorum. FanBoy kelimesi yaklaşık 5 seneden fazla bir süredir özellikle teknolojik literatüre de çok yerleşmiş kelime. Fanatik marka bağımlısı anlamında kullanıyor.

Hemen konumuza dönelim, teknoloji dünyasında da durum yukarıdaki anlattığım gibidir. AMD ve Intel çekişmeleri, Nvidia ve Radeon kavgaları hiç bitmez. İşletim sistemlerinde Linux ve Windows kapışırken Mac OS X kullanıcıları da yangına körükle gitmeyi bir görev bilirler. Mobil dünyada da Android ve iOS kullanıcıları Samsung FanBoy’lar ve Apple FanBoy'lar olarak ikiye ayrılırken bu da yetmezmiş gibi Samsung, LG, Sony ve benzeri markalar arasında da dallanıp budaklanan bir “benim marka seninkini döver” çekişmesi uzar gider.

Bu fanatizmi yıkmak neredeyse imkansızdır, eğer ortalarda bir yerlerde bağımsız biri olarak yer alıyorsanız genellikle “cahil” ve “teknoloji geri zekalısı” damgası yemeniz çok kolaydır. Çünkü fanatik olmanın yolu körü körüne bir objeye, ideolojiye, markaya bağlanmaktan geçer. Bağlı değilseniz onlara göre bir hiçsiniz. Fanboy'lar genellikle saldırgandırlar. Sizi dinlemezler, alternatif yorumlara açık olmayan, at gözlüğü takmış zihinleriyle ve “dediğim dedik” zihniyetleriyle aynı plağı çalıp durular. Çünkü alternatif durumları değerlendirecek kadar hızlı ve yeni bir şeyler öğrenmeye açık kapasitede bir dimağa sahip değillerdir. Bu yüzden saldırgan olmak, yüksek sesle tartışmak ya da küfür etmek onlar için kendi fikirlerinin arkasında durmanın en kolay yoludur. Karşılarındaki sinerse onların zaferi budur.

Birbirini dinlemeyen bireyler hiçbir şey öğrenemez!

Oysa dünyada her şey çeşitlilikten oluşur. Çeşitlilik öğrenmeye açılan en kolay kapıdır. Bakar, okur, anlar, karşılaştırır ve fikrinizi buna göre daha da geliştirerek savunursunuz. Böylelikle ayaklarınız yere basar, bilginiz sayesinde saldırgan tutum izleyerek karşınızdakini püskürtmenin değil, eğitip ona da bir şeyler öğretmenin keyfini çıkarabilirsiniz.

Sizin fikriniz, markanızı ya da tercihlerinizi yapmamış insanlar asla “öteki” değillerdir. Belli ki başka tercihlere ve tecrübelere sahiptirler. Doğrudan yok sayılamaz ve hiçbir şeyle itham edilemezler. 

Markalar fanatizmi nasıl körüklüyor?

Şunu unutmayalım, herkes istediği marka hakkında tecrübesini ya da fikrini savunma özgürlüğüne sahip. Öte yandan, sadece sizin beğenmediğiniz bir markayı anlatıyor olması onu savunduğu anlamına da gelmez. Belli ki bir şeyler paylaşmaya çalışıyordur. Bilgi paylaşımının önünü kısıtlı fikir ve tecrübelerle kesmek “fikir eşkıyalığı” yapmaktan öteye gitmez.

Oysa tüm fanatikler aslında markaların kurbanıdırlar. Farklı düşünmeye ve alternatif bir şeyler araştırmaya çalışmaları markalar tarafından sürekli bombalanarak yok edilir. Fanatikler bunun farkına varmazlar. Genellikle markalar tüketicileri çok hassas yerlerinden vurur. O markayı alınca zengin görünmek, farklı olmak, sınıf atlamış olmak gibi herkesin rüyası olan olguları beyinlere ekmeye çalışırlar. Bu noktada o objeye sahip olduğunuzda, o objenin reklamlarındaki kişiliksinizdir artık. Başka bir marka gelip sizin bu durumunuza laf edemez. Bunu kaldıramaz, dünyanızın hakarete uğraması gibi algılarsınız.

Aslında markayı satın alıp kullanarak ona sahip olmak yerine, markanın size sahip olmasına izin vermişsinizdir. Bu fanatizm sayesinde markaya tonlarca para vererek reklamını yapmaya, uğrunda savaşlar vermeye hazırsınızdır. Bundan dolayı o telefonlar veya araba anahtarları sofralarda yemek tabaklarının yanından hiç eksik olmazlar. Yani aslında bu çabalarınızdan dolayı markanın size para vermesi gerekmektedir, sizin markaya değil. 

Ben genel olarak tüm diğer takıntılarda olduğu gibi, marka fanatizminin bir güven sorunu olduğunu düşünüyorum. Marka fanatizmi kendine güveni yeterince gelişmemiş, kendilik süreçlerini yeterince oturtmamış, kendisine yabancı, dünyasına yabancı insanların, bocalamalar ve kendi iç gerçeğinden kaçmaları için oluşturduğu bir kabuktan ibaret.

Tamİndir yazıları hakkında

İşte Tamİndir bu noktada fanatikleri biraz dürten bir yazı politikası güdüyor. Ancak elbette bunu ancak görebilenler fark ediyorlar. Tamİndir bugün iPhone'nun her hangi bir özelliğini anlatıp övüyorsa, ertesi gün onu başka bir açığı üzerinden giderek yerin dibine de geçirebiliyor. Ama bu yazıya hangi açıdan baktığınızla ilgili.

Bir şeyler öğrenmek, karşılaştırma yapmak için okuyun. Çünkü Tamİndir yazıları fanatizmin karanlık tekrarlarına ve klişelerine asla kapılmıyor. Sizin de kapılmamanız için çok sesli yazıyor. Bir yazar hem iPhone’u hem de Android bir telefonu sevmiş de olabilir, ancak ikisinden de hoşlanmıyor olması da son derece mümkündür. Bunu ancak yazıları takip ederek anlamanız olası. Bir tek yazıyla kimsenin neyi nasıl değerlendirdiğini, ya da ne kadar objektif olabileceğini kestirmek mümkün olamaz.

Teknolojik ürünlerin birbirinden üstün, eksik, benzer yanlarını yazıyor olmak o ürünlerden Tamİndir’in bir rant elde ettiği anlamına gelmiyor. Aksine sizi her ürüne objektif bakabilen bir yazar kadrosunu okumaya davet ediyor. Tamİndir’in tek amacı ve kazancı okuduğunu değerlendirebilen, araştırmaya ve çeşitliğe açık bir okur kitlesine sahip olması. Unutmayın fanatizm yerine idealizmi benimseyen beyinler daha çok öğrenirler.

Sağlıcakla kalın, yazın son günleri takıntısız geçsin.

Android’in Resimli Kısa Tarihi

Mac İşletim Sistemlerinin Resimli Tarihi

Windows 1.0'dan Windows 10'a, Bir İşletim Sisteminin Resimli Tarihi

YORUMLAR