Çok Yakında Şifre Diye Bir Kavramın Ortadan Kalkacağına Dair 6 İşaret

Çok Yakında Şifre Diye Bir Kavramın Ortadan Kalkacağına Dair 6 İşaret
Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen Güvenlik
YORUM YAZ

Eskiden “parolalar” hayatımızın en vazgeçilmez unsurlarından biriydi. Teknolojik yaşantımızın olmazsa olmazı parolalarımızla yatıp, sabah onlarla uyanıyorduk ve bazen kendimizden daha çok onları düşünüyorduk. Etrafımızı çevreleyen teknolojik yaşam tarzı, kişisel güvenliğimizi daha çok tehdit altına soktuğundan parolama ve şifreleme konusunda çoğumuz doktora yapacak düzeye ulaştık.

Çoğumuz artık doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini unutup parolalarını hatırlamaya başladık ya da bu tarihleri parola yaparak son derece güvensiz durumlara düşmeyi göze bile aldık.

Ancak artık zaman değişiyor. Belirli kelime ve rakam dizinlerini artık ezberlemenin yavaş yavaş geride kaldığını yeni teknolojik cihazlarla görebiliyoruz. Teknoloji bizi bir şeyler hatırlamak yerine bizim sahip olduğumuz ve bizden ayrılması mümkün olmayan şeyleri “parola” olarak kullanmamıza olanak tanıyor. 

Biyometrik teknolojiler

Biyometrik sistemlere dikkat edecek olursak, uygulama alanlarının günümüzde oldukça yaygın olduğunu görebiliriz. Örneğin havaalanları giriş ve çıkış işlemleri, kredi kartları, sosyal güvenlik, vergi süreçleri gibi kamu hizmetlerinin yanı sıra, e-ticaret, elektronik imza uygulamaları, internet bankacılığı, ATM'ler, çağrı merkezleri, personel takibi gibi sosyal sistemler hep Biyometrik güvenlik kullanıyorlar. Artık, bilgisayarlar, tabletler, cep telefonları, PC’ler ve taşınabilir tüm sistemler hatta ev kilit sistemlerinin de Biyometrik güvenlik sistemleri kullandığını görebiliyoruz.  

Tarama sistemleri

Parmak izi tarama ve retina tarama olarak genel olarak kullandığını bildiğimiz sistemler de Biyometrik güvenlik kategorisinde yer alıyorlar. Ancak daha bireysel amaçlara kadar indirgenebildikleri için daha sık kullanılabiliyorlar. Parmak izi taramayla çalışan akıllı telefonlar, retina taramasıyla çalışan ev güvenlik altyapıları artık birer bilim kurgu fantezisi değil. Kısaca “şifresiz yaşam tarzı” güvenliğimiz için yeni bir kriter oluşturmaya hızla devam ediyor. Bu sistemlerin hayatımıza hızla girdiğini söylemek hiç de yanlış olmaz. Dünya üzerinde parmak izi ya da retina tarama sistemiyle çalışan 100 milyondan fazla kişisel cihaz var. Bu cihazların çoğunluğunu akıllı telefonlar oluşturuyorlar. 

Tekil güvenlik kontrolü ve çoklu platform dengesi

Eskiden her bir e-posta hesabımız için ayrı ayrı şifreler kurgular ya da kendimize evrensel bir parola yaratarak belli dönemlerde bu kurguyu güncellerdik. Bu durum her üyelik isteyen platform için bizi zor duruma sokuyordu. Artık parmak izimiz, ses tonumuz, retina haritamızı kullanan güvenlik kontrolleri her yere giriş çıkışımızı hızlandırıyor ve hayatımızı kolaylaştırıyor. Parmak izimizle açtığımız telefon kilidimizi, banka işlemleri yaparken yine parmak izimizle tamamlayabiliyoruz. Retina tarayıcılarla da aynı şeyleri yapmak mümkün. Bu noktada hangi rakam ve harfleri kullandığımızın bir önemi kalmıyor. Hangi, organımızı kullandığımızı hatırlamak yeterli oluyor. 

Çalınması mümkün değil

Retina haritamız ya da parmak izimizle çalıştırarak kilitlerini açtığımız teknolojik eşyalarımızın çalınması onların asla kullanılamaması anlamına da geliyor. Parmak iziyle çalışan telefonunuzu çalarlarsa yanında sizi de kaçırmaları gerekiyor ki o cihaz çalışabilsin. Doğal vücut parçalarımızın güvenlik unsuru olarak kullanılması cihazları son derece güvenli kılarken belki bizi biraz tehlikeye atıyor olabilir mi? Bu da tamamen paranoya gücünüzün ne kadar yaratıcı olduğu ile alakalı bir durum.

Paylaşılması mümkün değil

Biyometrik güvenlik sistemlerinde şifrelerinizi bir başkasıyla paylaşmanız mümkün değil. Kısaca “al bu telefonu falanca hesaba adıma para yolla” dönemi tamamen ortadan kalkıyor. Her ne yapacaksanız bunu bizzat kendiniz yapmak zorunda kalıyorsunuz. Bir tek yumurta ikizi kardeşiniz bile olsa Biyometrik sistemler farklılıkları saptayabiliyorlar ve her hangi bir işleme izin vermiyorlar.

Genç nesil hızla benimsiyor

Giyilebilir cihazların kullanımının artmasıyla güvenlik sistemleri artık tenimize, kalp atışımıza, kan basıncımıza kadar her şeyi analiz edebilirken bu analizlerden kolayca “parola” algoritmaları da yaratabiliyorlar. Bu da sadece bizde kalacak olan asla çalınması ya da kopyalanması mümkün olmayan şifreleme sistemlerinin gelişmesi anlamına geliyor. Yeni nesil şifreleme sistemleri ise genç nesil tarafından hızla benimseniyor. Bu da sistemin geleceğe yönelik sağlam bir yer edindiğinin işareti olarak görülebilir. 

Windows 10 Biyometrik Güvenlik Sistemleri Kullanacak

Qualcomm Parmak İzi Taramada Devrim Yapıyor

Şifreleriniz Güvende Mi? Kötü Amaçlı Yazılımlardan Korunmak İçin 5 Altın Kural

YORUMLAR