Bir Dahinin Ses Cihazı Tüm İnsanlığın Umudu Oldu

Bir Dahinin Ses Cihazı Tüm İnsanlığın Umudu Oldu
Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen teknoloji
YORUM YAZ

Intel 2 Aralık 2014'te Stephen Hawking için tasarladığı, ACAT (Assistive Context Aware Toolkit - Yardımcı ve İçerik Farkındalığı Aygıtı) adını verdiği ses sistemini resmen açıkladı. Bu sistem sadece Hawking’in değil Dünya çapında milyonlarca kuadripleji ve ALS (motor nöron) hastalarının da büyük umudu oldu.

1942 yılında Oxford kentinde doğan Stephen Hawking, University College'da ve Trinity College'da öğrenim gördü. Daha sonra Caius College'da öğretim görevlisi olan Hawking 1960'ların başında tedavisi olmayan amyotrofik lateral skleroz hastalığına yakalandı.

Hawking ve ACAT nasıl bir araya geldi

ACAT, Hawking ile Intel'in yıllardır süregelen işbirliği ile tasarlandı. Özellikle 2011 yılından beri Intel ve Hawking, çok yakından çalışarak yapay zekalı ses sistemine şekil verdiler. Intel, diğer bilim insanları ve araştırmacılar tarafından da kullanılabilecek olan bu sistemin, modern ve değiştirilebilir ses sistemlerinin omurgası olacağından emin. Hawking ise konuyla ilgili olarak şöyle bir açıklama yaptı;

'Teknolojiyle mümkün olan şeylerin sınırlarını zorluyoruz. Bunu yapmasaydık, şu anda sizinle konuşamayacaktım. Bu sistemin geliştirilmesinin, Dünya çapındaki birçok engelli kişinin yaşam standardını bir hayli yükselteceğini düşünüyorum. Benim eski sistemim 20 yıllıktı ve etkili bir şekilde iletişim kurmakta güçlük çekiyordum. Bu yeni sistem ise adeta yaşamı değiştirebilecek güçte ve önümüzdeki 20 sene boyunca bana iyi bir şekilde hizmet etmesini umuyorum.'

ACAT sayesinde Hawking'in yazma hızı 2, günlük işleri yapma hızı da 10 katına çıktı. Swiftkey isimli klavye sayesinde, normalde yazması gereken kelimelerin sadece yüzde 20'sini yazarak, daha hızlı iletişim kurabiliyor.

ACAT daha da gelişebilir mi?

Intel'in ACAT sisteminin en önemli özelliklerinden biri de, kaynak kodlarının tamamen açık olması. Böylelikle, herkes yazılımı indirerek kendi hedefleri doğrultusunda yeniden kurgulayabiliyor. Hawking ve Intel’in hedefi de zaten bu; kaynak kodunun bilim insanları ve araştırmacılar tarafından da indirilerek, daha da geliştirilmesi.

Hawking, sayısız iletişim teknolojisini en erken deneyen nadir insanlardan biri. Çünkü hastalığı boyunca denediği yeni sistemler sayesinde daha hızlı konuşup yazabilmeyi bşarmak istiyordu. Ancak Hawking her ne kadar sistem gelişse de robotik ses tonunun değişmesini istemiyor. Hawking bu sesi sevdiğini ve daha doğal bir ses istemediğini özellikle Intel bilim insanlarına defalarca hatırlatmış.

Hawking’in konuyla ilgili olarak bir röportajda, 'Bu ses benim imzam haline geldi. Dolayısıyla daha doğal ve İngiliz aksanlı olan bir sesle asla değişmem' dediğine de dikkat çekmek istiyoruz.

KISA KISA HAWKING

Vasat bir öğrenciydi

Hawking’i, teorilerini bilimsel olmayan bir aklın anlayamayacağı parlak bir zekâ olarak görmemiz mümkün, ancak okuldaki Hawking’in tembel biri olduğunu öğrenmek siz şaşırtabilir. 9 yaşındayken notları sınıfının en kötüleri arasındaydı. Birazcık çabayla notlarını orta sıralara çıkardı, ama asla bir 'inek' öğrenci olamadı.

Sınırsız evren kuramını oluşturdu

Bu başarısız öğrenci 1983 yılında evrenin sınırlarının olmadığı kuramını ortaya attı. 1983’te evrenin şekli ve doğasını anlamak amacıyla, Hawking kuantum mekaniği ve genel görecelik (kütlenin uzayı bükmesi ve kütle çekim ile ilgili Einstein kuramları) kavramlarını birleştirerek evrenin kapsanan bir varoluş olduğunu, ancak yine de sınırları olmadığını söyledi ve bu teorisi hala çürütülmedi.

Kuramın detayı

Hawking bunun kolayca anlaşılabilmesi için insanlara evreni Dünya'nın yüzeyi gibi düşünmelerini söyledi. Bir küre olduğu için, Dünya yüzeyinde herhangi bir yöne gidebilir ve doğal olarak asla bir köşe, bir kenar veya son’a ya da bir sınıra ulaşmazdınız. Buradaki temel fark, Dünya’nın kendisi üç boyutlu olduğu halde Dünya yüzeyi sadece iki boyutlu olmasından baka bir detay değildir. 'Bu yüzden de basit bir mantıkla evren dört boyutludur' dedi. 

Kara delik hakkında bir iddiayı kaybetti

2004’te Stephen Hawking, kara deliklerle ilgili 1997’de girdiği bir iddiayı kaybettiğini açıkladı. Peki, bu iddia neydi?

Büyük bir yıldız 'öldüğünde' veya söndüğünde kütlesinin çekimi normalden çok daha fazla olur. Bu durum büyük yıldızın kendi içine doğru çökmesine yol açar. Bu da bilim insanlarının kara delik dediği olayın tam tanımıdır. Bu çökme sırasında kütle çekimi o kadar güçlüdür ki ışık bile bundan kaçamaz.

Hawking 1975'te kara deliklerin siyah olmadığını ileri sürmüştü. O zamanlar Hawking, en sonunda buharlaşan kara delikte bilginin kaybolduğunu düşünüyordu. Kuramsal fizikçi John Preskill ise bilginin kara delikte kaybolduğu sonucuna hiç inanmadı. Hawking’in bu konuda yanıldığını ileri sürdü ve 1997'de bilginin deliklerden kaçabileceğini, böylece kuantum mekaniği yasalarını çiğnememiş olacağını söyledi ve Hawking ile iddiaya girdi.  

İddia 2004 yılında Hawking’in kara deliklerin birden fazla 'topolojisi' olduğunu açıklayarak, bu noktalardan yayılan bütün bilgiler ölçüldüğünde bilginin kaybolmamış olabileceğini söyledi ve iddiayı kaybettiğini centilmence kabullendi. 

Yapay Zeka İnsanlığın Sonunu Getirebilir

YORUMLAR