Google Tek Tuşla Geçmişimizi, Bugünümüzü ve Geleceğimizi Değiştirebilir mi?

Google Tek Tuşla Geçmişimizi, Bugünümüzü ve Geleceğimizi Değiştirebilir mi?

1984 isimli romanıyla faşist ve baskıcı bir düzenin portresini çizen George Orwel , “Bugünü kontrol eden hem geleceği hem de geçmişi kontrol edebilir” demişti. Mutlak gücün hakimiyetinin bugünden kurulmuş olması, gelecekte sürdürülebilir olmasıyla beraber geçmişi de değiştirebilir mi? Bu noktada teknolojik ve dijital dünyayı irdelememiz yeterli olabilir. Peki, bilginin hızla dolaşabilmesinde önemli bir rol oynayan Google, bugünü yarını ve geçmişi kontrol edebilen sanal bir diktatör olabilir mi? Bunu Google'ın kişisel bilgilerimize nasıl davrandığını inceleyerek görebiliriz. 

Bireyleri, aileleri, toplumları, etnik grupları ve ulusları yöneten birimlere hükümet diyoruz. Bu hükümetler farklı rejimleri temsil ediyor ve ideolojilerin katalizörü olma görevini üstleniyorlar. Google aslında küresel bir hükümet kimliğine henüz bürünmüş değil ancak bu potansiyele sahip. Dijital bir evrende pek çok etnik, politik ve sosyolojik yapılaşma üzerinde dev bir hakimiyeti var.

Ateş olmayan yerden duman çıkmaz

Komplo teorisyenleri yıllardır teknolojik dev oluşumların bireysel ve toplumsal düzenler üzerindeki etkilerini hatta geleneksel yapıları nasıl manipüle ettiklerini konuştu durdu. Çevrimiçi yaşam, bağımlılık yaratan, tamamen bilinci uyuşturan bilgi bombardımanından ibaret yeni bir yaşam biçimi ve dijital sürü psikolojisi takip etmemizi sağlıyor. Diğer yandan dijital dünya kişisel veri güvenliği açısından hiç tekin bir yer değil. Kişisel verilerimizi sadece internette var olabilmek adına büyük şirketlere kendi ellerimizle teslim ediyoruz. Onlar da bu bilgileri dev veri tabanlarında istifliyor ve kurumsal çıkarları için kullanıyorlar. Dev şirketlerin çıkarları ne olabilir, bireylerin ve farklı ölçekteki iş yerlerinin, vakıfların, derneklerin, eğitim ve öğretim kurumlarının verilerini neden toplarlar? Tonlarca mesajı, sohbeti ve/veya görüntüyü nerede kullanacaklar? Hükümetler de aynı şeyi yapmıyor mu? Elbette yapıyor ancak Google’ın hükümetleri de takip ettiğini düşünürsek durum oldukça çetrefilli görünüyor. Yani Google’ı hükümetler üstü bir hükümet gibi görmek de bir seçenek. Bu yüzden komplo teorisyenlerinin “izleniyor ve depolanıyoruz” paranoyalarına hak vermemek elde değil. 

Google’ın kontrol kabiliyeti ne kadar?

Şöyle düşünelim, Google aramalarınızdan yola çıkarak ne yapacağınızı, nelerle ilgilendiğinizi tarayıp veri tabanlarında biriktiriyor. Cuma günü Google Arama Motorunu kullanarak bir sinemada ne oynadığına bakmış olabileceğiniz, hangi seansa bilet aldığınız ve o seansta film izlerken telefondan çevrimiçi olup olmadığınız, hatta filmle bağlantısız ne yaptığınızı bilebiliyor. Tüm bunlar o ana yani “şimdiye” ait veriler. Google bir hafta sonra bu bilgiyi veri tabanlarında “A Kişisinin Hafta Sonlarına yönelik Aktivite Raporu olarak saklayabiliyor. Geleceğe yönelik ise geçmiş alışkanlıklarınıza göre sizi yönlendirebilecek milyonlarca opsiyonu önünüze getirebiliyor. Bu manada Google geçmişe, bugüne ve yarına müdahale edebilecek kadar veriye sahip diyebiliyoruz. Bu işin pazarlama yanı. Bir de sosyal ve ahlaki yanı var. Geçmişte yazdığınız bir yazı, eski sevgiliniz ya da eşinizle ilgili her hangi bir bilgi ya da bir şekilde gazetelerde istemenden hakkınızdaki çıkan bir haberden kurtulmak hiç de kolay değil. Bu tür geçmişe yönelik veri parçacıkları geleceğinizi tehdit edici potansiyel tehlikeler oluşturabiliyorlar. Yani bugün yapacağınız herhangi bir hatalı davranış, zaman içerisinde geleceğinizi etkileyebilecek bilgiler olarak Google evreninde uçuşuyorlar. Dünümüz, bugünümüz ve yarınımız Google tarafından belli şekilde etkilenebiliyor. Yaptığımız her çevrimiçi hareket suya atılan bir taş misali dijital evrende dalgalar oluşturuyor.

Dijital köleleşme ve dijital toplum şablonu

Dünya yaklaşık 250 yıl kadar süren endüstri çağından dijital çağa geçeli henüz 50 yıl olmadı. Yine de insanlığın dijital çağa tam olarak adapte olabildiğini iddia etmek göreceli bir söylem olur. Bu teknoloji ve bilgi temelli çağda bazı değerlerin sıralaması da değişmiş bulunuyor. Teknolojik, sosyal, iktisadi, siyasal ve kültürel açılardan bilgi ve teknoloji toplumunun gelişim modeli, asla bundan 100 yıl öncesi ile aynı değil. Dijital çağda gelişmenin ve var olmanın kıstası üretimin; bilgi ağları, bilgi bağlantıları, bilişim sistemleri, çevrimiçi bilgi alışverişleri ve kurumsal – kişisel teknolojik altyapı olarak belirleniyor. Bu da toplumu tek düze bir davranış şablonuna itiyor. Dijital bilgi çağında çevrimiçi bir birey olarak kabullenilmiş olmak sade vatandaş olmaktan çok daha önemli bir hale geliyor.

İşte bu noktada tüm benliğimizi sosyal medyaya ve buna bağlı olarak çevrimiçi mecralara kendi ellerimizle teslim ediyoruz. Ancak dijital standardizasyon yaşadığımızın, dev veri tabanlarında akıp giden “1 0 1 0 1 0 1” gibi bir ikili sayma sisteminden başka bir şey değiliz.

Bize ait olan özel hiçbir şeyimiz yok

Dijital toplum şablonu bireylerin mutlaka bir sosyal hesabının olmasını, her çevrimiçi hareket için kişisel bilgileri bir yerlere depolamasını, biyometrik güvenlik sistemlerinde izlerinin bulunmasını, parmak izlerinin depolanmasını, yüzlerinin taranmasını talep ediyor. Buna itiraz ediyor muyuz? Eğer etmiyorsak, işte bu noktada insanlık olarak dün, bugün ve yarınımızı tamamen Google’a emanet ediyoruz. Bunun için evet, Google tek tuşla bizi yeryüzünden bile silebilir dediğimde size bu hiç de garip gelmesin.

Facebook Kullanıcı Verilerini En Çok Hangi Hükümetler Kurcalıyor?

Teknolojiyi Kötüye Kullanmanın En Popüler 9 Yöntemi

Google Chrome Tarayıcıyla Evleri Dinliyor İddiası Ortaya Atıldı

Facebook Akıllı Telefonlardan Yapılan Konuşmaları Dinliyor Olabilir

Kaan Ezgimen
Kaan Ezgimen - | teknoloji

YORUMLAR