600 Yıldır Sırrı Çözülemeyen Voynich El Yazması Türkçe mi?

Voynich el yazması Türkçe

1404 - 1438 yılları arasında yazıldığı tahmin edilen ve 20. yüzyılın ortalarında tekrar gün yüzüne çıkarılan Voynich El Yazması, barındırdığı şifreli dil sebebiyle 600 yıldır okunamıyordu. El yazmasının çözülmesine dair yeni bir teklif getiren isim ise Kanada'da yaşayan Ahmet Andıç oldu. Andıç ve ailesi, el yazmasının Eski Türkçe olabileceğini söyledi. 

1404-1438 yılları arasında yazılan ve 1912 yılında Polonyalı devrimci ve sarraf olan Wilfrid M. Voynich'in tekrar gündeme getirdiği el yazması kitap, yaklaşık 6 asır boyunca gizemini korudu. Dünyanın en gizemli 10 tarihi eserinden biri olarak bilinen kitap, yapılan tüm girişimlere rağmen deşifre edilemedi. İçerisinde çeşitli şifreler barındırdığı düşünülen ve içerisindeki resimler nedeniyle astroloji, kozmoloji, bitki bilimi, ilaç bilimi, kadın, doğum, sezeryan ameliyatları, galaksi, burç, güzellik gibi konularla ilgili olduğu tahmin edilen kitap, dünyanın ünlü dil bilimcileri, kriptologlar, çeşitli alanlardaki uzman bilim adamları tarafından da incelenmesine rağmen bir türlü çözülemedi. 

Yakın zaman önce internet ortamından erişebilir hale gelen Voynich Yazması, Kanada'da yaşayan Ahmet Andıç ve ailesinin ilgisini çekti. Eski Türk Dili ve Türk lehçeleri konusunda kişisel bir merakı olan ve kendi çapında incelemeler yapan Andıç, ilk olarak metindeki tekrarlı kelimeleri fark etti. Metinde bazı karakterlerin sürekli tekrarlandığını gören Andıç, bunun Türkçe gibi eklemeli bir dil olabileceğine kanaat getirdi. Bunun üzerine Eski Türkçe ile kitabı karşılaştırmaya başlayan Andıç ailesi, hemen aşağıda görebileceğiniz videoda yer aldığı gibi kendi çaplarında bir çözümleme yöntemi sunmayı başardılar. Metnin Eski Türkçe ile oldukça benzer olduğunu gören aile, Voynich'in alfabesini çözdüklerini iddia ettiler. 

Çözümleme yöntemi doğru mu?

Türk Dili ve Edebiyatı bitirmiş bir editör olarak, ailenin yaptığı çalışmanın çok da mantık dışı olduğunu söyleyemeyeceğim. Videoda gizemli el yazmasının sondan eklemeli kelimeler içerdiği görmek mümkün. Bazı kelimelerin benzer karakterler ile başlaması ve benzer karakterlerin sonuna farklı karakterlerin getirilmesi, metindeki dilin kök üzerine gelen eklerle yazıldığını kesin olarak gösteriyor. Buna rağmen alfabenin çözümlenmesi ve bazı kelimelerin tercümelerinin, zorlama şekilde yapıldığını da söylemeden geçmeyelim. 

Andıç ailesinin yaptığı çözümlemenin tam anlamıyla profesyonel ve bilimsel olmadığını hatırlatalım. Yani Ahmet Andıç yakaladığı bir ipucundan hareketle ortaya bir çözüm atmış durumda. Buradan sonra Andıç ailesinin çözümü tartışılacak ve yapılacak bilimsel araştırmalarla çözüm kanıtlanırsa, çözümleme metodu olarak ortaya çıkacak. Böylece ailenin bulduğu kimi detayların yanlışlığı ya da doğruluğu da belirlenmiş olacak. 

Ailenin yaptığı çözümleme yöntemine saçma ya da şans demeden önce, Orhun Yazıtları'nın okunma hikayesini de hatırlatalım: "Wilhelm Thomsen uzun araştırma ve incelemeler yaptıktan sonra yazıtlardaki satırların sağdan sola sıralandığını çözmüş; ünlü seslerle diğer bazı harfleri keşfetmiş ve arkası çorap söküğü gibi gelmiştir. Esrarlı harflerin sırrını çözen Danimarkalı dil bilimci W. Thomsen, 25 Kasım 1893’te, bu taştan abidelerin Türkler’e ait olduğunu tüm dünyaya duyurmuştur." Thomsen yazıtlarda önce tekrarlı harfleri ve kelimeleri bulmuş, sonra da deneme yanılma yöntemiyle bazı kelimeleri ortaya çıkarmıştır. En sonunda "tengri" kelimesini okumayı başarmış ve bütün yazıt, alfabe kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Yani Andıç ailesinin çözümü şimdilik eksikler ve tesadüfler içerse bile Voynich'in çözümlenmesi için ilk adım olabilir.